Abonelik Paylaş!
Görüntülenme: 37186
Oyla!
(0 oy)

23.3.2007 16:49:29

ÇOCUKLARDA ATEŞ

hekimce (49)

Ateş vücut ısısının normal değerlerden yüksekliği olarak tanımlanır. Vücut ısısı'nı ölçerken en güvenilir olan ölçüm aletleri sırasıyla civalı, dijital termometreler ve doğru kullanıldıklarında kulaktan ölçüm yapan termoscan aletlerdir. Çocuklarda vücut ısısı, koltukaltı ( aksiller ), makat ( rektal ) , kulak ( timpanik ) veya ağız ( oral ) yoluyla ölçülebilir. 0 - 2 yaş arası rektal yol genellikle daha doğru sonuç verir.

  • Koltuk altı yolu : Her yaşta en sık kullanılan yoldur. Aletin ölçüm yapan kısmı tam olarak koltuk altı çukuruna yerleştirildikten sonra kol gövdeye bastırılarak uygulanır. Koltuk altı'nın kuru olması sağlanmalı ve en az 3 dakika beklenmelidir. Yüzeyel kan akımının bozulduğu şok ve benzeri durumlarda vücut sıcaklığını tam olarak yansıtmayabilir. Koltuk altından ölçülen vücut sıcaklığı normalde 36,2 - 37,40 C arasındadır.
  • Rektal yol : Aletin ölçüm yapan kısmı vazelin, krem vb bir kayganlaştırıcı uygulandıktan sonra makat'a civa haznesi veya dijital ısı ölçer metalik uç gözükmeyecek şakilde makata sokulur. Civalı termometrelerde 3 dk, dijital ısı ölçerlerde düdük ötene kadar beklenmelidir. Doğru uygulandıktan sonra en doğru ve emin yoldur. Rektal yolla ölçülen vücut sıcaklığı 38,20 C' ye kadar normal kabul edilmelidir. İshalli, rektal kanamalı, anal fissür vb problemi olan çocuklarda rektal yolla ısı ölçümü yapılmamalıdır.
  • Timpanik yol : Çok sık kullanılmamaktadır. Öncelikle Isı ölçerin düğmesine basıp kendi kendini kalibre edip hazır olduğuna dair işaret vermesi bekenir. Aletin ölçüm yapan ucunu; kulak zarını görecek şekilde kulak yoluna yerleştirdikten sonra, düğmeye basılarak ölçüm yapılır ve değer ekrandan okunur. Her iki kulaktan da birkaç ölçüm yapılarak bulunan değerlerin uyumu kontrol edilmelidir. Kulak yolunda tıkaç, birikmiş kulak salgısı, kulak zarının hastalıkları ve delik olması, uygun pozisyonda ölçüm yapılamaması vb gibi durumlarda sonuç güvenilir değildir. 37,8 0 C' ye kadar normal kabul edilmelidir.
  • Oral yol : Çocuk hekimliğinde en az kullanılan yoldur. Termometre'nin ölçer ucu dil altına yerleştirilerek ağız kapatılır. Civalı termometrelerde 3 dk, dijital ısı ölçerlerde düdük ötene kadar beklenmelidir. 37,80 C' ye kadar normal kabul edilmelidir. Bu yöntem, iyi iletişim kurulamayan 6 yaş altında ve mental retardasyonu olanlarda kullanılmamalıdır. Kaynak www.cocuksagligi.com
Oyla!
(0 oy)

23.3.2007 16:51:54

ATEŞ DÜŞÜRÜCÜLER

hekimce (49)

Eğer bir hastada ateşi düşürmenin gerekli olduğu düşünülüyorsa, aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

1- Fizik soğutma : Vücuttan ısı kaybını arttırmak için yapılan uygulamalardır. Islak uygulamaların tümünde ılık su ( 29 - 330 C ) kullanılmalıdır. Soğuk su kullanılması, hastanın titremesini ve yüzeyel damarların büzüşmesini arttırıp, merkezi ısının daha da yükselmesine sebep olur. Alkol ve alkollü su kesinlikle kullanılmamalıdır. Ateş 10 C kadar düştüğünde, fizik soğutmaya ara verilerek, hastanın ateşi yakın aralıklarla ölçülerek takibe alınmalıdır.
Giysilerini çıkarma
Sulu şeyler içirme
Elini,ayaklarını, yüzünü yıkama
Vücuda ılık suyla ıslatılmış bezler uygulama
Ilık suyla duş
Ilık suda yeterli süre bekletme
2- Ateş düşürücü ilaç verilmesi : Aynı enfeksiyon döneminde birden fazla ateş düşürücü ilacı birlikte veya arka arkaya kombine kullanmak yan etki riskini çok artırmaktadır. İlk hangi ilaç tercih edildiyse onunla devam edilmesilidir. İlacın uygun dozda verilmesine rağmen ateş düşmediyse, fizik soğutma yöntemlerinin aktif uygulanmasıyla ateşi kontrol altında tuıtmaya çalışılmalıdır. Çocuklarda ateş düşürücü olarak kullanılacak ilaçlar ve dozları şöyledir.
Paracetamol ( acetaminofen ) : 4 - 6 saat aralarla 10 - 20 mg/kg/ doz şeklinde kullanılır. Bir kerede verilecek doz 600 mg'ı aşmamalıdır. Karaciğer yetmezlikli ve allerjisi olan hastalarda verilmemelidir. Antienflamatuar etkisi yoktur.
Aspirin : Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar grubundandır. Günlük toplam dozu 60 - 80 mg/kg'dır. 4 doza bölünerek 15-20 mg/kg/doz şeklinde kullanılır. Bir kerede verilecek doz 600 mg'ı aşmamalıdır. Suçiçeği olasılığında ve hastalarında, su çiçeği aşısını takiben 1 ay süreyle ( reye sendromu riski ), geçmişinde kanama hikayesi olanlarda, astımlı ve aspirin allerjisi olanlarda, karaciğer böbrek yetmezlikli hastalarda kullanılmamalıdır.
İbuprofen : Aspirin gibi, nonsteroidal antienflamatuar etkili bir ilaçtır. Günlük toplam dozu 20 - 30 mg/kg' dır. 3 doza bölünerek 10 mg/kg/doz şeklinde uygulanması önerilmektedir. www.cocuksagligi.com
Oyla!
(0 oy)

23.3.2007 16:55:12

HER ATEŞİ DÜŞÜRÜLEM Mİ?

hekimce (49)

Genel olarak vücut ısısının her yükselişine " ateş " denirse de, ateşlenme ile hipertermi farklı olaylardır. Ateşlenmede beyindeki ısı ayarlayıcı ( termoregülatör ) merkezler uyarılarak, daha yüksek değere ayarlanmıştır. Bu nedenle ısı yapımını arttırmak için titremeler, ısı kaybını azaltmak için yüzeyel damarların daraltılıp derine saklanması ( periferik vazokonstrüksiyon ), üşüme hisiyle büzüşme ve örtünme, kalın giysiler giyme şeklinde davranış değişiklikleri olur.

        Hipertermide ise ısı ayarlama merkezinin ayarında bir değişiklik olmamıştır. Ancak çevre ısısının artması, çeşitli metabolik hastalıklar ve bazı ilaçlar nedeniyle vücut ısısı yükselmiştir. Kişi vucudunun aşırı ısındığını hisseder ve vücüt ısısını düşürmek için davranış değişiklikleri gösterir. Terler, giysilerini azaltır, soğuk şeyler içmek ister.

        Normalde vücut ısısı diürnal ritm gösterir. Vücut ısıs sabahtaan akşama doğru 0,5 - 10 C artar ve akşamüstü en yüksek değerine ulaşır. Bu ritm özellikle 2 yaşından sonra ortaya çıkmaya başlar.

         İnsanda ısı ayarlayıcı merkez hipotalamus'tadır. Bu merkez başlıca endojen pirojenler ve endotoksinler tarafından uyarılır. Endojen pirojenler başlıca fagositer hücrelerde yapılır. Fagositler ekzojen pirojenle karşılaştıktan sonra bunları yapar ve salarlar. Bu endojen pirojenler dolaşıma geçerek, ısı ayarlayıcı merkez'e ulaşırlar. Vücut ısısındaki artışın kontrolsuz bir şekilde zarar verecek düzeylere çıkmaması, " endojen kryojenler " tarafından sağlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda vücut ısısının yükselmesi sırasında, pirojenlerin yanında, bunlarla tam ters etkili anti-pirojenlerin de ( endojen kryojenler ) arttığı gösterilmiştir.

       Ateş omurgalıların evrimsel gelişme içinde kazandıkları ve hastalık yapan mikroorganizmalara karşı savunma yollarından biridir. Örneğin kertenkele vb sürüngenler ve balıklar bir enfeksiyon hastalığı sırasında sıcak yerlere giderek, vücut ısılarını arttırmaya çalışırlar. Hayvanların sıcak yerlere gitmeleri veya antipiretik ( ateş düşürücü ) verilerek vücut ısılarının yükselmesi önlenirse enfeksiyondan ölüm oranı artmaktadır.

       Çeşitli hayvanlarda ateşin immün yanıtı arttırdığı gösterilmiştir. Ateş,

  • Nötrofil migrasyonunu,
  • Nötrofillerin yaptığı antibakteriyel maddelerin yapımını,
  • İnterferon yapımını, interferonun antiviral ve antitümör aktivitesini ve
  • T-lenfositlerin proliferasyonunu arttırırarak immün yanıtı arttırır.

        Enfeksiyon hastalıklarında vücut ısısının yükselmesinin immün sistemle doğrudan ilişkisi olmayan yararları da vardır.

  • Mikroorganizmaların en iyi şakilde çoğalabileceği optimum bir çevre ısısı vardır. Vücut ısısının yükseltilmesi bu optimal çevreyi bozar ve mikroorganizmaların üremesini yavaşlatır veya durdurur.
  • Enfeksiyon sırasında artan vücut ısısı, bazı bakterilerde siderefor yapımını engelleyerek, bakterilerin serbest demir gereksinimlerini arttırır.
  • Ateş aynı zamanda, demirin barsaklardan emilimini azaltıp, dolaşımdaki serbest demirin karaciğerde depolanmasına neden olur. ( Enfeksiyon sırasında gelişen bu değişiklikler çok önemlidir. Kandaki demir düzeyinin artışı, insan dahil tüm omurgalılarda, enfeksiyonun şiddetlenmesine yol açmaktadır.

       Enfeksiyonlarda pek çok yararlı etkisi gösterilmesine rağmen, bazı hekimlerce ve aileler tarafından ateş, zararlı bir şeymiş gibi dağerlendirilip, derecesine bakılmaksızın düşürülmeye çalışılmaktadır. Bunun nedeni muhtemelen ateşle ağrının birlikte olması ve ateşlendiğinde hastanın kendini daha kötü hissetmesidir. Oysa bazı özel risk grupları hariç 400 C'ye kadar ateşin, zararlı olmanın aksine, yukarda sayılan faydaları vardır. Ayrıca yapılan çalışmalarda antipiretiklerin ( ateş düşürücüler ), hastalığın seyri üzerinde fazla etkisi olmadığı, hatta hastalık süresinin uzamasına ( örneğin, su çiçeğinde ateş düşürücü verilmesi döküntülerin 2 gün daha geç iyileşmesine ) neden olabildiği gösterilmiştir. Ateşi semptomatik olarak tedavi edip etmemeye, hastaya göre karar verilmelidir. Özellikle febril konv hikayesi mevcutsa, yaşı küçükse, sepsis veya septik şok durumu varsa, nörolojik hastalığı mevcutsa, ayrıca kalp ve/veya solunum yetmezliği riski varsa ateşin düşürülmesi faydalı olur.

       Ateş yükselmesinin omurgalılar yönünden birçok yararı varsa da, bunun da bir dengede olması gerekir. Aksi halde aşırı yüksek ateş zararlı da olabilir. Özellikle ( 5 ay - 6 yaş arası ) çocuklarda, febril konvülzyon ( ateşe bağlı havale nöbeti ) en sık görülen yan etkidir. Bunun dışında ateşin 410 C'nin üzerine çıktığı durumlarda başta merkezi sinir sistemi olmak üzere çeşitli dokularda zedelenmeler oluşma riski vardır. Endotoksik şok gibi kontrol edilemeyen enflamatuar reaksiyonlarda, ateş enflamasyonun artmasına neden olabilir.  www.cocuksagligi.com

Faydalı olacağını düşündüğüm bu bilgileri istifadenize sunuyorum.

Etiket Ekle
Etiket:

Kullanıcı:
Parola:
Yeni Üyelik Parola Hatırlat

Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle