Abonelik Paylaş!
Görüntülenme: 20520
Oyla!
(0 oy)

30.3.2007 15:10:01

Aile Hekimleri Uzmanlarının pratikte ne gibi ayrıcalıkları olacak?

zerdüşt (11)

Bu sistemde pratisyen hekimler olarak bizler; aile doktoru, uzmanlar da aile hekimi uzmanı olacak değil mi?. yanılıyorsam düzeltin. Uzmanlarla pratisyen hekimler arasında maaş dışında ne gibi farklılıklar olacak. eğitim sürecini tamamlayan pratisyen hekimlerle uzmanlarla aynı haklara sahip olacak mı?

 

Oyla!
(0 oy)

30.3.2007 18:25:48

AİLE HEKİMİ UZMANLARI

b.durduran (13)

BENİMDE BİLDİĞİM KADARIYLA MAAŞ DIŞINDA FARK OLMAYACAK

 

Oyla!
(0 oy)

31.3.2007 11:44:54

eğitim farkı mutlaka gözönüne alınmalıdır

arslan (25)

bir sistemin gelişmesi o konuda uzmanlaşmayla alakalıdır.dolayısıyla aile hekimliği uzmanlık eğitimi alanların hem sorumlulukları artırılmalı hemde maddi ve manevi tatminleri gözönüne alınarak düzenlemeler yapılmalıdır.Burada aile hekimliği bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve kısır tartışmalarla süreç dinamitlenmemelidir.bu forum bu konunun çözümüne önayak olacak çözümleri çıkartmalıdır.haydi hayırlısı

Oyla!
(0 oy)

4.4.2007 18:01:41

Aile hekimliği asistanlığı ve aile hekimliği sistemi

hekimce (49)

Aile hekimliği sistemine geçişle birlikte tüm pratisyen hekimlerin bir anda aile hekimi olması, aile hekimi uzmanı ve asistanları tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştır. Dahası 5 yıllık bir part time eğitimle pratisyen hekimlerin aile hekimi uzmanı yapılacak olması bu şaşkınlığı arttırmakla kalmayıp küskünlüğe yol açtı. Tanıştığım aile hekimi asistanları bir çoğu aynı şeyleri söylüyor. Şöyleki; birinci basamakta çalışıyorlarken bir alanda ya da aile hekimliğinde uzmanlaşmak için zorlu yarış olan TUS gireceksin. 10,000  hekim arasından bu hakkı elde edeceksin. Ve 4 yıllık uzmanlık eğitimde yoğun tempoda emek vereceksin. (Dahiliye, pediatri, genel cerrahi, psikiyatri ,kadın doğum rotasyonları) .. Ve ardından bitirdiğinde önüne çıkan tabloda herşey eşittir nerdeyse sıfır. Kendilerini bekleyen bu sonuca bu kadar emek vermeden de elde edilebileceğini görmek insanın vicdanını sızlatıyor. Birinci basamakta uzmanlaşmak için gerek TUS sınavında verilen gerekse eğitim hayatı boyunca verilen emeğin karşılığı sadece 300-500 YTL lik maaş farkı olmamalıdır. Böyle yapılarak aile hekimi uzmanı arkadaşlarımızın cezalandırıldığını düşünüyorum. Verdiklerin emeklerinin bir karşılığı olmalı.. Uzmanlık için verdikleri bu çaba Sağlıkta Dönüşüm Programınına kurban verilmemelidir. Büyük bir haksızlık bu..

Saygı ile

Oyla!
(0 oy)

5.4.2007 01:56:12

Aile hekimliği uzmanlığı esastır zaten

suphi (90)

Ben bir pratisyenm.Aile hekimliği uzmanlarının haksızlığa uğradığı fikrine katılmıyorum.Aile hekimliği uygulamasından önce aile hekimliği uzmanlarının durumuna bakmak lazım.Halen de aile hekimliği uygulaması olmayan illerde aile hekimliği uzmanlarının hastanelerde nasıl çalıştıklarına dikkat edelim.Ben de defalarca aile hekimliği uzmanlığı düşündüm.Ama mevcut haliyle (uygulamadan önceki) bu uzmanlığın hakkının verilmediğini gördüğüm için vazgeçtim.Hastanelerde servis verilmiyor, hasta yatırmak için başhekimle bir yığın tartışmak gerekiyor, uzman hekime ihtiyaç duyulmayan nerde iş varsa ah uzmanları gönderiliyor.Hastanenin jokeri gibi çalışıyorlar.Bu uygulama ile aile hekimliği uzmanları bence gerçek yerlerini kazandılar.Buna da pratisyenlerden çok kendilerinin sahip çıkması ve öncülük etmeleri gerekir.Aile hekimliği birinci basamak uzmanlığıdır.Biz de pratisyen hekimler yerine uzman hekimlerin bu faaliyeti yapmasını isteriz ama malesef yeterli uzman hekim yok ülkemizde.Hem öyle olsa pratisyen hekimleri nerede çalıştıracaklar.Sadece acil, VSDler, gibi birimler kalıyor.Pratisyen hekimlere de haksızlık olmaz mıydı.Şimdiye kadar birinci basamağın yükünü çeken hekimleri nasıl dışlayabilirler.Pratisyen hekimlerin bunca teşvik edilmesine rağmen bence ancak 5 yılda bu sistem tüm ülkede oturabilecektir.Aile hekimi uzmanlarının daha avantajlı olması gerekir.Ama bence bunu halk istediği aile hekimine gitmek için tercih yaparken göreceğiz.Birinci basamağın düzeltiebilmesi için pratisyen hekimlerin de bu uygulamaya dahil edilmeleri zorunluluktur.Birlikte bu uygulamayı yürütmeliyiz.Son dönemlerde TUS sınavında dikkat ederseniz aile hekimliği branşlarında kontenjanlar üç-dört katına çıkmış ve tercih edilir olmuştur.Bu anormallik değil mi?Demek ki cazibesi artıyor.Asistan arkadaşlarımızın endişe etmelerine de hiç gerek olmamalı.Çünkü bu branşı pratisyenlere devretmiyorlar ki.Saygılar.

Oyla!
(0 oy)

8.4.2007 14:31:46

aile hekimliği uzmanlığı ve birinci basamak

drklc (4)

Sevgili Suphi

Yıllarca pratisyen hekimlik yapmış bir doktor olarak sana sorum aynı zamanda cevabım olur diye yazıyorum. Neden zahmetli geçecek 3 senelik eğitim ,tez yazma ,literatür takibi yapma, değerlendirme, primer hasta takip etme , hastalıkların güncel tanı ve tedavisini öğrenme, birinci basamaktan ikinci basamağa hastayı doğrudan sevk etmeden sorumluluk alarak değerlendirme ve tedavi etme gibi kombine ve disipliner bir yaklaşım sahibi olmaya ne gerek var değil mi? 

Şimdiki aklım olsaydı aile hekimliğini kazandığım gün istifa ederdim.  

Oyla!
(0 oy)

11.4.2007 14:31:53

Aile hekimliği uzmanlığı

hekimce (49)

"drklc" arkadaşımınızın kaygılarına katılmamak elde değil. Bu konunun tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Oyla!
(0 oy)

18.4.2007 10:18:18

SİGARA

mümtaz (8)

sevgili HEKİMCE

Bilmiyorum sigara içiyormusunuz ,içmiyormusunuz ama bir doktorun görüntü resminde ağzında sigara olan bir fotoğraf kanımca uygun olmamıştır.

Bir Aile Hekimi ne olursa olsun, hangi eğitimi almış olursa olsun önce sigara içmemelidir. Ve sigaranın kullanılmaması ve bıraktırılması konusunda çooook mücadele vermelidir. Sigara içen bir hekim asla Aile Hekimi olmamalıdır.

saygılarımla

Dr. Mümtaz Erdoğan ( drmumtazerdogan@hotmail.com)

Bornova 67 nolu Aile Hekimi

 

Oyla!
(0 oy)

18.4.2007 22:45:32

Uyarınız için teşekkür ederim.

hekimce (49)

Öncellikle sigara içmiyorum. Bahsettiğiniz konuyu dikkat etmemiştim aslına bakarsanız. Uyarınız için teşekkür ederim. Resmimi değiştiriyorum.

:)

Oyla!
(0 oy)

19.4.2007 23:36:57

sigara reklamı yapmamak gerekir

mümtaz (8)

sevgili meslektaşım HEKİMCE

Sigara ülkemizin başının belasıdır. Bu gün mücadeleye başlasak en az 50 yılda ancak baş edeceğimiz bir sağlık sorunudur. Eğer mevcut şekilde bir mücadele ile ise bu imkansızdır. Ben kendi adıma SİGARA BIRAKMA polikliniğinde 1.5 yıldır tek başıma çalışıyorum. Yaklaşık 1000 kişi ile görüşme yaptım. Çok iyi sonuçlar aldım. okullarda eğitimlere de gidiyorum. Fakat biz hekimlerin duyarsızlığı, ilgisizliği ve neme lazımcılığı beni çıldırtıyor. Tüm hekimlerin bu işe girmesi gerektiği kanaatindeyim. Hekimlerin yüzde 55 nin sigara içtiği bir ülke düşünün , böyle giderse bu ülke adam olmaz.

Resminizi hemen değiştirmenizden büyük mutluluk duydum. inanın bu tip resimler 3 yaşındaki çocukları çok kötü etkiliyor. Duyarlılığınız için teşekkür ederim.

Siteniz çok güzel olmuş.

saygılarımla

MÜMTAZ ERDOĞAN    BORNOVA

Oyla!
(0 oy)

20.4.2007 00:18:23

AHU İLE AİLE HEKİMİ ARASINDAKİ FARK

mümtaz (8)

Sevgili drklc:

AİLE HEKİMİ UZMANLARI İLE Aile Hekimi olarak çalışan prarisyen hekimleri kıyaslamasını yapmışsınız.

kıyaslama , karşılaştırma, eleştirme güzel şeylerdir. Fakat bunları yaparken köşe taşlarını iyi oturtmak gerekir. AİLE HEKİMLİĞİ UZMANLIĞI  eğitimi ile pratisyenlerin aldığı eğitimi şöyle ayırmışsınız veya küçümsemişsiniz. 

Neden zahmetli geçecek 3 senelik eğitim ,tez yazma ,literatür takibi yapma, değerlendirme, primer hasta takip etme , hastalıkların güncel tanı ve tedavisini öğrenme, birinci basamaktan ikinci basamağa hastayı doğrudan sevk etmeden sorumluluk alarak değerlendirme ve tedavi etme gibi kombine ve disipliner bir yaklaşım sahibi olmaya ne gerek var değil mi? Şimdiki aklım olsaydı aile hekimliğini kazandığım gün istifa ederdim. 

o zaman şöyle sorayım size belki sizin yazınıza da bende sorularla cevap vermiş olurum.

1- Bir beyin cerrahı veya genel cerrahi uzmanı da çıkıp arkadaş ben 5 yıl asistanlık yaptım ve hemde ne asistanlıktı. tezini, literatürünü, ameliyatları, hasta yatırma , sorumluluğunu alma kısaca sizin yukarıda değindiğiniz her şeyi yaptım ben de AİLE HEKİMİ UZMANLIĞI eğitimindeki sıkıntı ve sorumlulukları aldım, derse sanırım sizin bahsettiğiniz farklılıklar değerini yitirecektir. yani sizin pratisyenler de olmayıp sadece bizde olan şeyler diğer uzmanlık dallarında da var. sadece bu parametreler sanırım AİLE HEKİMİ olmak için yetrli değildir.

şu konuda eleştiride bulunabilirsiniz siz pratisyenler çok kolay AİLE HEKİMİ oldunuz diye.

2008 yılında mezun olcak bir AİLE HEKİMİ UZMANI çıkıp size derseki hadi canım sizde TUS sınavına girmeden , kolej veya başka yollarla öğrendiğiniz ingilizce ile uzman oldunuz. Siz bilim sınavına girmediniz sizin tıbbi bilginiz ölçülmeden sınavı kazandınız. ben ise TUS la kazandım ve bilim sınavına girerek başarılı oldum ben sizden daha bilgiliyim der se olurmu? sanırım sizin pratisyenleri eleştirdiğiniz kolayca uzman oldular suçlamasına bu defa da siz muhatap olacaksınız.

2008 yılında mezun olan AH UZMANI arkadaşıma da 2011 yılında mezun olan AHUZMANI arkadaşım şöyle diyebilir: bak ben yeni değişen müfredata göre eğitim aldım. yani 3 yıllık asistanlığımın 1 yılını birinci basamakta ( AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNDE) çalıştım. yani eğitimimi hizmet vereceğim birinci basamakta tamamladım. hem teoriğini gördüm hemde uygulamasını. sizler 2-3 basamakta eğitim gördünüz, mezun olduktan sonrada hep hastane veya AÇSAP larda yaptınız , ben HAKİKİ UZMANIM derse ne diyeceksiniz.

TTB çıkıp derseki biz GENEL PRATİSYENLİĞİ getirecez, hemde bu sistem AİLE HEKİMLİĞİNDEN daha iyidir derse ne cevap verecez........uzayıp gider.

Yada bir pratisyen hekim arkadaşım çıkıp derse; ben tıp fakültesine girdim ve uzman olmayı hiç düşünmedim. Sağlık Ocağında çalışıp emekli olmayı planladım. ve hayatımıda buna göre planladım. Ben fakülteye girerken kimse bana bak ileride böyle bir sistem gelecek ona göre haaa demedi.

AİLE HEKİMLİĞİ sisteminin gelmesinde hiç bir pratisyen rol ve de görev almamıştır. TAHUD+ BAKANLIK+ AHUZMANI AKADEMİSYENLER bunu planlamışlar ve uygulamaya koymuşlardır. Biz pratisyenler den asla bir talep olmamıştır. Bütün gelişmeler BİZDEN ZİYADE TAHUD ve AKADEMİSYENLERCE YAPILMIŞTIR. Bizlerin asla görüşü alınmamıştır. Bakınız  1. AŞAMA EĞİTİMİ VE 2. AŞAMA EĞİTİMİNİ  planlayanlara hiç pratisyen yok. izmir için söyleyeyim 2000 pratisyen hekimin düzeni , işi , huzuru bozulmuştur. Ama biz pratisyen hekimler dün olduğu gibi bu günde Devletimizin bize verdiği görevi layıkı ile yapar ve halkımızın sağlığı için canla başla çalışırız. Bizi bedavacılıkla suçlayıp Uzmanlığınızı küçümsemeyin. sizin hocalarınız taafından planlanmış ve uygulamaya konmuş bir sistemde lütfen biz gariban Pratisyenleri suçlayıp biz ezmeye çalışmayın. inanın biz bunları hak etmiyoruz. her hekim önce PRATİSYENDİR SONRA UZMANDIR.

Bu yazıları istersek sayfalar dolusu yazarız. kanımca yapılması gereken iş ben daha iyiyim, sen daha az bilgilisin, benim bilgim seni ezer geçer den ziyade uzmanı , aile hekimi, akademisyenleri ile bir olup bu ülkede bu sistemi nasıl uygularız. ülkenin sağlığını nasıl daha iyiye götürürüz bunları konuşmalıyız. yoksa bu sistemi herkes kendine göre çekiştirirse herkes zarar görür.

saygılarımla

Oyla!
(0 oy)

21.4.2007 00:07:41

Sevgili Mümtaz

drklc (4)

Sevgili Mümtaz

1-Pratisyen hekimlik ile aile hekimliği uzmanlığını kıyaslamadım. Ama farkı göstermek önemli. fark bir sınıf farkıda değil. Zira pratisyen hekim senin değerlendirdiğin gibi gariban falanda değildir. 1 sorunun cevabı olarak aile hekimliği bir disiplindir sistem adı değil. bizim ülkemizde kadın hastalıkları ve doğum sistemi diye bir sistem nasıl yoksa bu da böyle. Küçümsemek noktasına gelince bu benim için kabul edilebilecek bir suçlama olamaz, yıllarca severek pratisyen hekimlik yapan, her gittiğim yerde sağlık ocaklarını modernize etmeye çalışan , kendince laboratuvar kurmaya çalışan, sistem işlesin diye bulutların altta kaldığı, sonrasında bir yolun devam etmediği dağ köylerinde çalışan bir hekimin hakettiği suçlama olamaz bu. Sizin aile hekimliğinden ne anladığınızı anlamadım ama aile hekimliği uzmanlığı maalesef sizin sandığınız gibi tıp fakultesinde verilen eğitimden bir miktar*** farklı. Bu ne sizi küçültür pratisyen olarak nede biz aile hekimliği uzmanlarını büyütür. Eğer cevap yazdığım sevgili Suphinin mesajının ikinci cümlesini okursan bana hak verirsin diye umuyorum. 3 seneden bahsediyorum. Senin yada diğerlerinin düşündüğü gibi yatarak yada kaçarak değil. 2 basamak uzmanlık dallarının gösterdiği dirence rağmen, bilgiyi tecrübeyle yoğurmak için ,gerekirse hocalarla öğretmeleri için kavga ederek , evde çocuğum hasta beklerken nöbeti terketmeyerek çalıştım. Lütfen biz aile hekimliği uzmanlarına bu konuda haksızlık etme. Tartıştığımız şeyin seninle benim aramdaki  mücadeleye dönüşmesi olsa olsa ikinci basamak uzmanlıklarının işine yarar. sende birinci basamak hekimisin bende ama ben bu iş için uzmanlık eğitimi aldım . Aldığım eğitimden zarar görecek tek unsur ikinci basamak yani muayene hekimliği olacak. neden çünkü ben algığım eğitimle birinci basamağa gelecek hastanın %96 sının tanı ve tedavisini yapabilirim. geri kalan % 4ün büyük kısmınımn takibini evde yapabilirim . Madem sorguluyorsun devam etmeni öneririm, neden gözde kırılma kusuru muayenesi yapıp gözlük recetesi yazamadığını sorgula mesela. İngilterede bu işi göz hekimleri yapmıyor optimetristler yapıyor. Yani doktor bile değil. Neden Acil hekimi olabiliyorsun neden adli tabiblik yapabiliyorsun neden dializ hekimi olabiliyorsun düşündün mü. be sana söyleyeyim bu işlerde para yok acil hasta muayenehaneye gitmez KBY li hastalar zaten fakirdir para getirmez . Yani hayati meseleler para getirmediğinde pratisyen hekim yapabilir. ama anadolunun bir ilçesinde yaşayan Mehmet Amca gözlük reçetesi alması için belkide diğer şehirdeki göz hekiminin muayenesine gitmeli. Yada sen ultrasound kullanamaz mısın mesela. Lütfen sorgularken bunları sorgula. İşte bunları sorgulamak için benim bahsettiğim eğitim almak gerekiyor. Aile hekimliği uzmanlık eğitiminin bana kazandırdığı en büyük değerin ne olduğunu anlatayım sana. Pratisyen hekimlik yaparken korktuğum aman hemen sevk edeyim dediğim hastalıkların  basit çözümlerinin sevk ettiğim uzmanlık dallarınınca aslında nasılda kompleks hale getirdiklerini görmek oldu.

2- ben ve benim gibi 600 kişi aile hekimliğine bilim sınavı ile girdik. Doğrusuda budur. bundan öncede böyle olmalıydı. Ve emin ol aldığım puanla beyin cerrahiside genel cerrahide rahat rahat kazanılacak bölümlerdi.

3- Sanırım kavramları da karıştırmamak gerek . Ne TTB ne TAHUD nede siyasi irade beni bağlamıyor. Ama ülkenin sağlık sorunları benimde önceliğim elbette . ben de halkım daha iyi ,daha kolay ulaşılabilir, daha ucuz , sağlık hizmeti alsın isterim. Diyorsun ki aile hekimliği benim tercihim değil. Bunu tercih etmeyip sadece pratisyen hekimlik yapmak isteyipde düzeni bozulan bir sürü insan var. Haklısın Aile hekimliği benim tercihim aile hekimliği sistemi bu haliyle değil. Saygılarımla

Oyla!
(0 oy)

21.4.2007 02:27:26

birinci basamak hekimleri

mümtaz (8)

öncelikle yazıma cevap yazdığınız ve yazılarımı yanlış anladığınızı anlamama yardımcı olduğunuz ve yazıyı yazma fırsatı bulduğum için teşekkür ederim.

ben duygularımı ve düşüncelerimi tüm içtenliğimle yazdım. aynı sizin gibi.

fakat benim bazı cümlelerimi sanırım yanlış anlatmışım veya siz yanlış anlamoşsınız.

1- Ben aile hekimliği sistemi ile AİLE HEKİMİ UZMANLIĞINI hiç bir zaman bir biriyle karıştırmam. Ben aile hekimliği eğiticisiyim. farkı çok iyi biliyorum.

2- ben Aile Hekimleri Uzmanlarının eğitim süreçlerini sizin kadar olmasada çok iyi biliyorum. Senin yada diğerlerinin düşündüğü gibi yatarak yada kaçarak değil  şeklinde bir cümleyi ben yazımda asla kullanmadım, dolayısı ile bu yorum beni bağlamaz.

3-sende birinci basamak hekimisin bende ama ben bu iş için uzmanlık eğitimi aldım  bu cümleniz beni onurlandırmıştır. ve size olan güvenimi sağlamıştır. çünkü Aile hekimliği sistemi gelince yıllardır birinci basamakta çalışan bizler birden bu işi beceremeyen, zaten eğitimide yetersiz insanlar gibi görülmeye başlandık. emin olun biz gariban hale getirildik.

4- sorgula dediğin her şey de haklısın emin olun ben daha fazla şeyi sorguluyorum.

5-Sizin uzmanlık eğitimi aldığınız konuya gelince ; tıpda bilgi, tecrübe her şeydir. Bunlar olmadan meslek de olmaz.  sizin aldığınız eğitimi gıpta ediyorum. Bunu çok iyi bilen ben bakın mezun olduktan sonra hangi eğitimleri aldım. İş yeri ve turizm hekimliği sertifikası, Düşünsel  Duygulanımcı Davranış Terapisi kursu, hipnoterapi, Medikal Estetik uygulama sertifikası ( bir güzellik merkezinde 4 yıldır çalışıyorum. botox,dolgu,peeling,lazer, saç transplantasyonu, obezite, leke tedavisi, kalıcı make-up gibi uygulamaları yapıyorum), 1.5 yıldır sigara bırakma polkliniği sorumlu hekimiyim 1200  kadar hastam oldu, RİA-MR uygulama sertifikası, ege Üniversitesinin düzenlediği bütün toplantılara katılırım, çalıştığım kurum tıp fakültesine 500 metre mesafede, 60 saatlik çocuk ve ergen ruh sağlığı eğitimi ( üniversitedeki hocalardan), Aile Hekimliği Uyum Eğitimlerinde 5 tur eğitici olarak görev yaptım, yılda en az 5 kongreye katılırım. Bu yıl çalışmalarımı yayınlamak üzere hazırlık yapıyorum.

SİZİNLE ÇOĞU KONUDA AYNI FİKİRDEYİM.

yazılarınızdan anladığım kadarıyla  şu anda uygulamaya konan AİLE HEKİMLİĞİ sistemini beğenmiyorsunuz sanırım. bu konuyu açıp bu sisteme girmek üzere olan biz aile hekimlerini aydınlatırsanız sevinirim.

istemeden sizi üzdüysem kusura bakmayın

sevgiler.

Oyla!
(0 oy)

22.4.2007 20:13:25

Sevgili Mümtaz

drklc (4)

Sevgili Mümtaz sana Düzce deneyimini yaşayan pratisyen arkadaşların mesajlarını gönderiyorum. Bende en az senin kadar ülkemde birinci basamak hekimliği yücelsin İngiltere örneğinde olduğu gibi birinci basamak hekimleri porche marka arabalara binsin. Ülkemin sağlık göstergeleri mükemmel olsun istiyorum. Ama yaşanalar gerçekci değil. Sizin pratisyen hekim olarak aile hekimliği sistemi dışında kalmanızda sizin zararınıza, içinde olmanızda. işte yaşayan arkadaşların mesajları. Keşke ben haksız olsam.

Pratisyen Hekimlik Derneği'nin Düzce AHPU ile ilgili raporundan;

Aile Sağlığı Merkezi Aile hekimlerinin ifadeleri:

"Ben bana kayıt olmaya gelen vatandaşın sağlık karnesini
alıyorum.
şöyle bakıyorum. Kaç kez devlet hastanesine gitmiş? Neden ?
Çünkü çok
gittiyse bu benden sürekli sevk ister anlamına gelir. Küçük
çocuğu
var mı? Neden ? Çünkü küçük çocuklar hizmet etmek demek, aşı
demek,
muayane ve kontrol demek... Buna göre kusura bakma seni kayıt etmek
isterdim ama benim kontenjan dolu diyorsun, iş bitiyor.

Değişiklik yok. Aslında hastalara bakma sürem çok azaldı.
Yeterli
zamanı ayıramıyorum. Hastanın dediğini yapıyorum. Neden
yaptığımı
sorgulamıyorum (Reçete yazımı, sevk gibi). Çilimli,

Sevk zorunluluğu olmadan önce daha mutlu idim, kişisel zamanım
azaldı, hizmet kalitesi düştü, Sağlık ocağı gibi oldu. Düzce
merkez,

Eskiden hastaların küçük bir bölümünü sevk ederdim ve ben karar
verirdim, ama şimdi öyle bir yoğunluk var ki, doğru dürüst
anlamadan,
sorgulamadan sevk etmek zorunda kalıyorum Çilimli

Sevk oranı yüksek. Kontrol hastasına sevk isteyen uzmanlar var.
Tonsillite bile 3-4 defa kontrolde sevke not düşerek
çağırıyorlar,
mecburen sevk etmek zorunda kalıyoruz. Sevk kontrolü ve hasta geri
dönüşü pek olmuyor. Aile Hekimi internetten şifresi ile uzmandan
randevu alabiliyor. Bizim şifremiz gelmediği için internetten
randevu alamıyoruz. Sevk kağıdı yazıyoruz, hastanede hastamız
sıra
alamıyor tedavisi gecikiyor. Yığılca,

Haziranda sevk zorunluluğunun gelmesi ile resmen çöktük. Düzce
merkez

Günde 30,40 hasta sevk ediyorum eskiden bu rakam 4,5 di ona da ben
karar verirdim. Çilimli

Hastaneden hastaları gereksiz yere kontrole çağırıyorlar, akut
tonsillit için bile kontrole çağırıyorlar. Kontrol hastası
olduğu
için sevk etmek zorunda kalıyoruz. Sonrada performansımız
düşüyor.
Yığılca

Aile hekimliğinde veriler daha sağlıklı kaydedilir diye
düşünüyordum
ama olmadı. Kaynaşlı,

Ev ziyaretleri çok büyük yük. Gezici hizmetler kalkmalı Çilimli,

Başlangıçtaki iyi niyet idarecilerde şu anda yok. Baskı
hissediyoruz. Bazı yöneticiler benim maaşım kadar
mobil parası
alıyorsunuz diyor. Yığılca,

Sağlık müdürlüğü ve TSM çalışanları Demoklesin kılıcı
gibi
başımızdan eksik olmuyorlar. Aslında amirimiz değiller ama
TSM'deki
bir laborant bile amirlik yapıyor. Denetimler çok sıkı. Onlar ve
bizler ayrımı var. Düzce merkez,

Aile sağlığı elemanı sorun oldu. Geçici görevliydi, rapor izin
alınca yalnız kalıyorum. Kaynaşlı,

Bazen günde 150-200 hasta baktığım oluyor, en az 60 hasta
bakıyorum.
Gece de acil nöbeti tutuyoruz ek yük getiriyor. Yığılca,

Sistem bize saygınlık kazandırmadı. Önce ben kendi yaptığım
işe
saygı duymadan nasıl saygınlık kazanabilirim ki ? Yığılca,

4 aydır izlediğim bebek ve gebeleri bildirmiyorum. Bilgisayar
sistemi çok sorunlu. Benim giriş şifrem yok. Sadece 1
arkadaşımızın
giriş şifresi var. Ama dört aydır ücretimi kesmek dışında bana
neden
bildirim yapmıyorsun diye soran olmadı Yığılca,

Zaman kısıtlılığı, çok fazla hasta olması nedenleriyle kişisel
işlerime zaman ayıramıyorum. AH hukuksal metninde yazandan daha
fazla
hizmet veriyoruz. Zoraki, kullanmayacağımız demirbaşlar verildi.
Düzce merkez,

Bilgisayar programı pratik kullanım için yeterli değil, misafir
hastaların butonu yok, formatlandığında Ankara dan sadece temel
kayıtlar geliyor, kayıtlarda sınırlı bilgi var

Artık sıkılmaya başladım, hasta kendi istediği olsun istiyor.
Kaynaşlı,

Toplam iş yükümüz arttı. Kaynaşlı,

Hizmetten hoşnut olmadığım için istifa ettim. Benimle beraber bu
ay
toplam 3 hekim istifa etti. Yaptığımız iş denetlenmiyor, ama
bildirimde bulunmadığın için paran kesiliyor. Aile hekimliğinde
daha
çok ilaç yazılıyor, çünkü AH sistemi ücretsiz deniyor bu da
talebi
arttırıyor. Aynı gün birden fazla reçete yazdırılabiliyor.
Yığılca,

Sevk zorunlu halde olduğundan sorun yaşanıyor. Sağlık
müdürlüğü 7/24
hizmet, dişin ağrıdığında hekimini ara diyor. Vatandaşın
beklentisi
yüksek. Saat 23.00'te hastam telefon ile yarın devlet hastanesinden
bana sıra al diyor. Düzce merkez,

Bölgemin % 80ine hakimim, ilaçlara güvenim arttı, hekim hasta uyumu
arttı. TSM, sağlık müdürlüğü dışlıyor, bilgisayar sorunlu,
TC kimlik
numarası girmek zorunluluğu yaşı küçük evlilerin hizmet
alımında
sorun (gebe kaydı). Düzce merkez.

Hiç bir değişiklik olmadı, sistemin arkasında duran yok.
Kaynaşlı,

Bazen siyasi baskı olabiliyor. Sevk konusunda ya da önce muayene
edilmesi konusunda, ayrıca köy gezileri için. Resmen siyasi
denetleme
oluyor. İzinler konusunda sorun yaşıyorum. İzine ayrılamıyorum
ya da bir-iki gün uzatmak istesem yerime kimse bakmıyor.Çilimli,

ASE görevlendirme. Görevlendirme olduğu zaman TSE elemanı AHne
danışmadan TSM den izin ve rapor alabiliyor. Bu da AH ni sıkıntıya
sokuyor. ASE, TSEna göre daha rahat . TSE nin iş yükü daha
fazla. Yığılca,

08.00-17.00 arası çalışıyoruz. Nöbet var (saat 17.00-23.00
arası),
çok yorucu oluyor, kalkmalı. Hiç bir yere kıpırdayamıyoruz. Gece
çalışıp ertesi gün işe gelmek çok yorucu oluyor. 24 saat hizmet
deniliyor. İlçeden ayrılamıyoruz. Evinde icap tutmak çok
rahatsızlık
verici Çilimli,

AH'nin mesaisi mi olur? Gece gündüz görevlisiniz zaten, maaşımı
almaya gidemiyorum. Merkezde iki-üç doktorun mobili var. İlçelerde
ise herkesin var. Hafta sonu da dahil. Düzce merkez.

Statü kazandık. Sağlık ocağı doktoru halkın gözünde stajer
doktordu.
AH'ne ilaç yazma hakkı verildi. Uzmanlar bizden sevk istiyorlar.
Düzce merkez.

Rekabet var ama boş yere yapılıyor. htiyaçlarımızı ortaklaşa
karşılıyoruz. Kaynaşlı,

Çok rekabet olmamakla beraber, ilişkiler azaldı. Oturup çok şey
paylaşamıyoruz. Yatırım yapmaya gelince problem çıkıyor.(benim
hastam
az ben az vereyim, askere gideceğim ben katılmam diyen oluyor.)

Mesleki dayanışma duygusu azaldı, hekim hekime yardımcı olmuyor.
Sağlık ocağında da çalıştım, orada bir ekip ruhu vardı. AHne
göre
sağlık ocakları daha mükemmel bir hizmet veriyordu. Hekim ve
personel dayanışması vardı. Yığılca,

TSM çalışanları ile rakip olduk, bundan çok rahatsızım. Nöbet
ve
izine ayrılmada diğer AH ile dayanışmamız var, rakip olmadık.
Ortak
bütçemiz var. Sarf malzemeleri çok çabuk bitiyor, sorun olacak gibi
duruyor. Çilimli,

Uzman hekimler "pratisyen hekimlerde bu kadar parayı alacak diploma
var mı? diyor. Düzce merkez.

Mobil hizmette nüfusa göre para veriliyor. 1500 kişi için haftada 4
saat, 1500 üstü için haftada 8 saat gezi yapılacak, buna göre
ücret
ödeniyor. Kaynaşlı

Mobil hizmet için haftada 8 saat köyde geçiriyorum. şim erken bitse
de orada bulunmak zorundasın idari baskı görüyoruz. Mobil hizmete
çıkmazsan 2 ay içinde saati telafi etmek zorundasın, etmezsen
maaşından keserim ve sözleşmeni fesih ederim diyorlar." Yığılca,

Mobile çıkıyorum. Mobil çok önemli. Muhtarlar falan. Gidiyorum,
ziyaret ediyorum. İlaç yazıyorum. Anlarsın ya… Düzce merkez.

Gezici hizmet o kadar saçma ki, bir köye gidiyorsun iki saatte
hastalar bitiyor. Ama müdürlük zorunlu dedi diye sekiz saati
doldurana kadar kahvede oturuyorsun Yığılca,

Bence gezici hizmet kalkmalı. Beş köyü olan doktor bir köye
gidiyor,
bütün gün orada. Onun diğer dört köyünün hastaları hep burada
ve ben
bakmak zorunda kalıyorum. Çilimli

Ortalama 3000 YTL ücret alıyorum. Aya göre kesintiler oluyor.
Kesintilerin adil olup olmadığını umursamıyorum. ETF yanlış
olduğu
için hasta sayımız düştü. Haziranda ETF yapılıyor. Köye
gidenlerle
kayıtlı kişi 500 düştü. Kaynaşlı,

3500-4000 YTL arası alıyorum. Önce kesinti yapılıyor, sonra nedeni
söyleniyor. Kaynaşlı,

4700 YTL. 3500 YTL falan alan da var. Aylar içinde ücrette
değişiklik oldu. Yapıl(a)mayan aşı için para kesiliyor. Adil
değil.
Nüfusa göre aşı diyorlar ama benim bölgemde onların dediği kadar
bebek yok. Çilimli,

En düşük 4600 YTL aldım. Geçmişe ait 3 aylık 800 YTL kira
kesildi.
Eski sağlık ocağı odasına 300-400YTL kira kesiliyor benden. Ben bu
paraya 3 oda 1 salon ev tutarım. Düzce merkez,

2500 YTL kazanıyorum. Bana 3 bin kişi verdiler ama toplam 1800 kişi
var aslında. Diğerleri zaten burada yok ki Yığılca,

4100 YTL aldım. Geçen ay 560 YTL kesildi. Neden kestiler bilmiyorum.
Önceki ay 160 YTL kesildi.

Hastalara katkı payı getirilmeli, poliklinik sayısı böylece
azalır.
Herkes geliyor. Gezici hizmet, nöbetler kalkmalı. Her şey bize
yıkıldı, bazı görevler TSM'ne verilmeli.

"Sistemde bir hekime 3500 kişi bağlamak yerine 2 hekime 7000 kişi
bağlanmalı ancak hekimler grup pratiği yapmalı. Birbirini seçen
hekimler izin, çalışma, diğer işlerde birbirine yardım etmeli.
Hekim
gözünü benim hastama dikmemeli.


Acillerde Aile Hekimi nöbet tutuyor. Bir ilçede nüfus Toplum
Sağlığı
Merkezi grup başkanı tarafından 22.000 olarak verirken, aile
hekimlerine kayıtlı 16 bin kişi var.

Aile hekimlerinden sadece bir tanesinin bilgisayara girme şifresi
var. Diğerleri verileri giremiyor.

Toplum Sağlığı Merkezinde günde 10-15 poliklinik yapılıyor.

"Bağlı köylerden birinde kayıtlı olan bir bebek ölümü var.
Annesi
babası hiç bir hekime kayıtlı değil, bebek 2 günlük iken ölmesi
üzerine annenin gebeliği boyunca sağlık personeli tarafından hiç
görülmediği, izlenmediği anlaşılmış"

Toplum Sağlığı Merkezi ile Aile Sağlığı Merkezi hekimleri
arasında
gerginlik, çalışanlarda mutsuzluk ve iş barışının bozulması
söz
konusu. Sistemden aile hekimleri dahil hiç kimse hoşnut değil.
Toplum
Sağlığı Merkezi, Aile Hekimlerinin mobil hizmet verip vermediğini
denetleyemiyor.

112de kadro boşaldığında ya da aile hekimi ayrıldığında ya da
izne
çıktığında toplum sağlığı merkezinden personel
görevlendiriliyor.
Toplum sağlığı elemanları geçici görevleri istemiyorlar.

Toplum Sağlığı Merkezi hekim ifadeleri:

Sağlık hizmetlerinin angaryası Toplum Sağlığı Merkezine kaldı
Hekimlik adına bir şey yapmıyoruz
Birinci basamakta döner sermaye uygulaması devam ediyor. Daha çok
laboratuvar için makbuz kesiliyor.
Denetimler önceleri ayda bir, şu anda 3 ayda bir yapılmakta.
Denetimlerde sıkıntılar yaşanıyor, en fazla da mesaiye uyum
konusunda sorun yaşanıyor.
Savunma alındığı durumlarda ise her yerden baskı görülüyor.
sistemin sıkıntısını biz çekiyoruz, bize patladı
hizmet puanım düşük olduğu için aile hekimi olamadım
Tüm hizmetleri tek bir ebe ya da hemşirenin yapması çok zor.
Arkadaşlar kendileri kayıtları tutacak ayrı
eleman çalıştırıyorlar.
"İzine ayrılan hekimin yerine başkası görevlendirilmiyor. Hekimler
birbirlerine bağlı olan halkı devretmeden izine gidebiliyor. Herkese
başvurabilirsin deniyor. İzine giden bir hekimin kapısında diğer
hekimlere başvurabilirsiniz yazıyor. Bazen de izine gidişi sağlık
müdürlüğü biliyor, vatandaş bilmiyor."

(Aslında Toplum Sağlığı Merkezi başkanlıkları ilçede sağlık
müdürlüğü
işlerini yürütecek ve işlerin çekip çevrilmesinden sorumlu
olacaktı,
burada etkisiz gibi bir durum var, yani yetkili yetkisiz sorusu
üzerine)

aynı rapordan:

...Temmuz ayında başlayan sevk zorunluluğu ile ortalama günlük
başvuru sayısı % 80 - % 200 oranında artmış.
Sevk oranları Temmuz ayı öncesi ortalama % 5 - % 10 arasında iken
bu
rakam sevk zorunluluğu ile % 30 - % 50 arasında gerçekleşmeye
başlamıştır. Bazı aile hekimlerinde bu oranın
% 90lara ulaştığı gözlenmektedir. Bu rakamlar günlük poliklinik
sayılarında da ortalama % 100 artışı getirmiştir. Bu rakam bazı
aile
hekimlerinde % 170lere ulaşmaktadır......

Oyla!
(0 oy)

23.4.2007 10:53:00

ilk yıllarımız, GÖLGE ETMEYİN

mümtaz (8)

sevgili drklc

  Sizin pratisyen hekim olarak aile hekimliği sistemi dışında kalmanızda sizin zararınıza, içinde olmanızda. işte yaşayan arkadaşların mesajları. Keşke ben haksız olsam.Pratisyen Hekimlik Derneği'nin Düzce AHPU ile ilgili raporundan örnek vermişsiniz.

Bu görüşlerinizle ilgili olarak size sizi kırmadan çok özenli davranarak cevap nasıl yazarım bunu başarırsam ne mutlu bana. Öncelikle sanırım siz AH uzmanısınız, eğer bir sakıncası yoksa nerede çalışıyorsunuz ve hangi birimde görev yapıyorsunuz öğrenmek istiyorum. Siz, biz yeni AİLE HEKİMLERİNİ çok yanlış bir tartışmanın içine çekmek istiyorsunuz. Pratisyen Hekimler Aile Hekimliğini beceremez biz AHUzmanları  bu işi harika yaparız, bataklığına çekmeye çalışıyorsunuz. Ben bu bataklığa gelmem. Çünkü bu tartışma sadece mutsuzluk verir insanlara.Ben de şimdi AHUzmanları ile ilgili yaptıklarını , aldıkları eğitimleri, mezun olduktan sonra yaptıklarını yazacam oh ne güzel tam bir televole magazini olacak, malesef ben bu işte yokum. Çünkü  AHUzmanları ile beraber çalışıyorum. Çok güzel projelerimiz var. Benim gündemim çok farklı.

TIPTA HEP KANITA DAYALI KONUŞMAK GEREKİR. Bu yüzden Pratisyen Hekim Derneğinin Raporu Kanıta Dayalı değildir. Hiç kale almıyorum. Ayrıca bu Derneğin faaliyetlerini İzmir de Aile Hekimliğini seçen 900 hekimde çok iyi biliyor. Ben yine de bu dernek böyle bir rapor yayınlamamıştır diye düşünüyorum. onların amacı GENEL PRATİSYENLİK bu yüzden doğal olarak Aile Hekimliği sistemini eleştirecektir. Eleştirmek, eleştirilmek çok iyidir. Bizi geliştirir.

Kaldıki Düzce de yaşananlar doğru olsa bile kanımca pek önemi yoktur.Çünkü oradaki hekimler ne şartlarda çalışmıştır, Türkiyede yönetmeliklerin, idarenin, alt yapının sağlanmadan uygulamaya konan pilot uygulamayı baz alırsanız yanılırsınız, bununla da kalmayıp art niyetli olursunuz. Çünkü ben de size 1983 yılındaki yani AHUzmanlık eğitiminin ilk başladığı yıllardaki yaşananları anlatıp AHUzmanlarını yetesiz gibi lanse edersem ne kadar yanlış ve art niyetli olduğum ortaya çıkmış olur.

sevgili arkadaşım İZMİR i yakınen takip edin bakın neler olacak. Türkiyenin lokomotifi olacağız. Keşke uygulamaya geçen ilk il İZMİR olsaydı.

İzmir de her şey çok güzel olacak. Tüm art niyetli gayret ve fesat girişimler kaybedecektir.

Saygılarımla.

 Mümtaz Erdoğan

AİLE HEKİMİ     İZMİR


 

Oyla!
(0 oy)

23.4.2007 14:29:57

GÖLGE ETMEK?

drklc (4)

sevgili Mümtaz

Öncelikle ismim Ünal aile hekimliği asistanıyım uzman olmamama 2 ay var . Ankara AEAH görev yapıyorum böyle olmasa ilk mesajımdaki istifa dileğimi belirtmezdim.

1- Ben kimseyi özellikle meslektaşlarımı bataklığa çekmem. istesemde çekemem zira o kadar güçlü değilim. Benim yazdığım mesajlar sistemi düzeltecek olsa idi bilgisayar başından kalkmazdım.

2- TTB üyesi değilim ,hiç olmadım, olmayacağım. Pratisyen hekimlik kolunuda anlamsız hatta gülünç buluyorum. Neden TTB içinde KHD kolu gibi bir kol yok diye soruyorum. Sana kanıta dayalı bir rapor sunmadım. Oradaki arkadaşların yaşadıkları bunlarmış ben ilginç buldum. Kendi Adıma ilginç zira ben uzman olarak gittiğimde daha farklı şeyler yaşayacağımı sanmıyorum.

3- Bir meslek gurubunu beceriksizlikle suçlamak benim haddime değil. üzerime vazifede değil. senden daha iyi bir hekim olduğumu iddia etmiyorum. Hatta eminim sen benden daha iyi hekimlik uygulaması yapabilirsin.  Benim yazılarımın neresinde böyle bir ifade yakaladın anlamadım. anlamak istemiyorum. AHU çok iyi hekimlerdir, siz hiçbir şey bilmiyorsunuzu nerden çıkardın bilmiyorum. Ama eğer çatışmaksa dileğin ,sen benden daha şanslısın çünkü sistem sizin üzerinize kuruluyor. Amacım sizi küçümsemek ,yok saymak hafife almak değil ,olsaydı üslubumda bu olmazdı.

 4- İlginç bir tehdidkar tavrın var eğer sen bize böyle şeyler söylersen bende sizin gibi AHUları deşifre ederim der gibi. Lütfen et. Ben şahsım adıma bundan alınmam. Her AHU kendi deneyim ve birikimi ile var. Aldığın sertifikaları çok  hoş buldum. kendi adıma bende katılmak isterim

5- TTBnin aklı karışık ,aslında herkesin aklı karışık. genel pratisyenlik ve aile hekimliği literatürde aynı şey . yani birinci basamak hekimliği yapmak için UZMANLIK eğitimi alan hekime verilen isim. Kanıta dayalı konuştum bu hoşuma gitti .

6- 224 sayılı kanunu işletemeyenler pratisyen hekimler değildi. yaşadım biliyorum. aile hekimliği sisteminide işletilmez kılacak olanlarda siz olmayacaksınız ,gene malum ikinci basamağın kaprisi ve para hırsı olacak. Zira pilot bölgelerde sevk zinciri işletilemez hale geldi.

7- Tıp fakülteleri ile bakanlığın aile hekimliği için ortak bir çalışması var mı? Tıp fakultesinde müfredat değişikliği yapıldı mı? Aile hekimliği için Avrupada yada Amerikada kaç senelik bir eğitim gerekiyor? Bana bu soruların cevabını bulursan. Art niyetli olanın beleşe konan olduğu konusunda hemfikir oluruz. Pratisyen hekimken yapamadığın ama ismin aile hekimi olduğunda yapacağın şeyleri bizimle paylaşırsan mutlu olurum.

8- Gölge etmem, güneş sizinle olsun. "Tüm art niyetli gayret ve fesat girişimlerime rağmen kazanacak olanlardan olmanız dileği ile.

saygılarımla

Ünal KILIÇ

aile hekimliği asistanı. müstakbel aile hekimliği uzmanı. fesat ve artniyetli kötü adam

Oyla!
(0 oy)

23.4.2007 15:27:02

aile hekimlerinin momenti

mümtaz (8)

sevgili ünal abi;

Size abi diye hitap ettim çünkü bizim  tıp fakültesin de eğitimin de bir üst basamakta olan ( stajer, intörn,1.sınıf asistanı, son sene asistanı, uzman,yrd doç, doç, prof diye ) kişilerin yaşına bakılmaksızın abi veya abla derdik. siz 2 ay sonra mezun oluyorsunuz sizi tebrik ediyorum. zorlu bir süreçten geçtiniz. inşallah İZMİR iline tayin olursunuz ve beraber çalışırız.

AİLE HEKİMLİĞİ sistemi ile ilgili olarak gündeme geldiğinde her konuda olduğu gibi hemen dinamik güçler ortaya çıktı. Bu güçler

A) TTB, Tabip Odaları,Pratisyen Hekim Derneği, Halk Sağlığı Kürsüleri

B) TAHUD, AH UZMANLIĞI ANA BİLİM DALLARI

C)SAĞLIK BAKANLIĞI

D) PRATİSYEN HEKİMLER

 D-a) Aile Hekimi olmak isteyenler

D-b) Aile Hekimi olmak istemeyen pratisyenler.

yukarıdaki 4 grup da kendi içinde farklılaşabilir, ama genel hatları ile bu şekilde sınıflanabilir. şimdiye kadar bu güçler hiç bir zaman aynı şeyleri savunmadılar. işte bunun içindirki 224 uygulanamadı, 1983 de AHUZMANLIK eğitimi başladığı halde 2007 de hünüz pilot uygulama başladı. Ben ayda 1200 hasta bakan bir doktor olarak şunu çok iyi biliyorum ki sağlık da işler iyi değil. Halkın sağlığı yerin de değil.

 

Birinci basamak uzmanlık işidir. Bu sadece benim değil bütün dünyanın kabul ettiği bir gerçektir. Uzmanlık Eğitimi şarttır.

Bence asıl sorun sayıca çok fakat moment gücü zayıf olan pratisyenlerin moment gücünün nasıl arttırılacağıdır.

Eğer tüm hekimler TUS a girsin asistanlık eğitimini alsın ,uzman olsun, ondan sonra AİLE HEKİMİ olsun dersek sanırım 24 yıl bekledik, bir 30 yıl daha beklememiz gerekecek. TÜRKİYENİN şartlarını düşünmek gerekir. 

Şu anda Bakanlık , TAHUD ve AH UZMANLIĞI akademisyenleri ortak çalışıyorlar. Eğitimin başında da çok değerli hocamız Aile Hekimi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Görpelioğlu bulunmaktadır. Hocamız Bakanlık ta çalışmaktadır. Hocamız bu işi profesyonelce yönetmektedir. Ben her şeyin güzel olacağına adım gibi eminim.

ünal abicim sen ve ben aynı saftayız. değilsek bile olmak zorundayız. Çünkü o kadar çok belirsizlik var ki beraber çalışmamız şart.

AİLE HEKİMİ olunca benim ne yapacağıma gelince:

1- bakacağım 4000 kişinin sigara içme oranını 2 yıl içinde yüzde 5in altına indireceğim.

2- güzellik merkezinde edindiğim tecrübelerimle bütün nüfusumun BMİ normal sınırlara çekeceğim, sivilceli tek kişi kalmayacak vs...

3- mümkün olduğunca hastalarıma e mail ve cepten mesaj ile ulaşacağım

4-Hastalar için eğitici broşürler hazırlayacağım

5-Çeşitli hastalık veya yaş grupları ile toplantılar düzenleyip grup terapileri yapacağım

6- diyebetlilerin takibinde HbA1c ile takip edeceğim, insülin kullanımını yüzde 60 lara çıkaracağım.

7-Bütün hipertansif hastalarım kontrol altında olacak.

8-Almış olduğum Aile Tarapisi kursundan öğrendiklerimi yeni evli çiftler için kullanacağım.

9-izmir de parçalanmş aile hayli fazla bu ailelerin çocukları ile özel ilgileneceğim

10- bağlı nüfusumun tanımlayıcı araştırmalarını ilk yıl içinde bitireceğim.

11-aşılama da yüz de yüz başarı sağlayacağım.

12- Aile Planlaması, bulaşıcı hastalıklar, gebe, bebe , lohusa, ve diğer koruyucu hizmetlerde yğz de yüz başarıya endeksi planlama yapıp kendime ulaşılabilir hedefler koyacağım. şimdi fazla yazıp reklam kokan bir yazıya dönüşmek istemem.

izmir de çalışan 85 AH Uzmanından sadece 53 kişisi AİLE HEKİMİ olmayı kabul etti. 1050 kadar da diğer hekimler, süreci beraber yaşayıp görecez.

Bu arada İZMİR çabuk örgütlenen ve çalışan bir şehirdir.

YUKARIDA BAHSETTİM MOMENT ZAYIFLIĞI KISA ZAMANDA TELAFİ EDİLECEKTİR.Profesyonel ce planlanan eğitimler düzenlenecektir.

mümtaz erdoğan

Oyla!
(0 oy)

10.8.2007 00:08:10

aile hekimliği uzmanlığı

drerkan (1)

Ben bir aile hekimliği asistanıyım.Eğer aile hekimliği bir uzmanlık alanıysa bunu onun uzmanlarının yapması daha uygun olmaz mı.Ama Türkiye de bu şu anda mümkün değil.Zaten yıllardan beri sağlık ocaklarında aile hekimliğine yakın bir uygulama pratisyen arkadaşlar tarafından yapılıyor.Yani bu onların zaten meslekleri onları bu işten uzak tuıtmak olmaz uzman değiller diye.İşte o zaman aile hekimliği uzmanları ne yapmalı sorusu akla geliyor.Ya da aile hekimliği uzmanlığı ne için var?Gelecek için mi?Tam bir kavram kargaşası.Biz bunu tartışırken halk ise daha aile hekimliği kavramının ne olduğunun farkında değil.Ne pratisyenleri ne de aile hekimleri uzmanlarını dertlerine deva olarak görmüyorlar.Uzmanları bırakın Profesör hoca arıyorlar.Geçen çocuk acil de çocuk asistanı ile nöbet tutmakta iken bir hastaya pnömoni tedavisi verdim.Bir baktım yarım saat sonra yanımdaki arkadaşa tekrar muayene oluyor.Kaşemde aile hekimliği yazdığı için herhalde .Sordum hastaya ilaçlarınınızı yazdım ya diye.Hasta aile hekimliği çocuklara bakıyor mu diye sordu?.Uzatmak istemedim ama çok bozuldum yani.Hastalar artık ne pratisyenlere ne de hiç bilmedikleri aile hekimlerine  güveniyor.Halk nasıl bilinçlendirilir bilmem artık.Sonuçta bir farenjitin tedavisini pratisyen de ,aile hekimi de ,çocuk uzmanı da aynı şekilde yapıyor.

Oyla!
(0 oy)

14.2.2013 18:48:06

Yanıt: Aile Hekimleri Uzmanlarının pratikte ne gibi ayrıcalıkları olacak?

Tsemiz (9)

Merhaba Hocam,
Ben Tarık Semiz ,Aile hekimliği 2 etap eğitimleriyle ilgili bir doktora tez çalışması yapmaktayım. Çalışmamla ilgili aile hekimliği eğitim ve geliştirme daire başkanlığına başvurdum. Etik kuruldan geçti . Gerekli teyit alınabilir.03125655945
Sizlerden ricam anketime 2 dk ayırmanız. Bu çalışmam için çok önemli …
Anket Linki: http://www.online-anket.gen.tr/anketformu.php?kullanici_id=2843&anket_id=4
Bilimsel bir çalışmaya verdiğiniz destek için çok teşekkür ederim.
Saygılarımla
Tarık Semiz
t.semiz54@gmail.com

Etiket Ekle
Etiket:

Kullanıcı:
Parola:
Yeni Üyelik Parola Hatırlat

Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle