Abonelik Paylaş!
Görüntülenme: 6680
Oyla!
(0 oy)

26.3.2007 21:16:34

İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

drelax (120)

İşyeri hekimliği artık zaruret olmaktan çıkarılmalı.Ülkemizde hekim sıkıntısı had safhada iken 50-100 kişiye işyeri hekimi çalıştırmak hiç de mantıklı değil.İşyerinde hekim(işyeri hekimi)çalıştırmak için gereken işçi sayısı en az 1000 olmalıdır.Zaten herkesin aile hekimi olacağı için belki ona da gerek kalmayacak.Acil vakalarda 112 aranmalıdır.Doktor israfına son verilmelidir.Bu konuda fikirlerinizi bekliyorum arkadaşlar.

Oyla!
(0 oy)

27.3.2007 11:44:19

aynen katılıyorum

arslan (25)

çünkü özellikle aile hekimliği sistemi yaklaşık 10000 civarında uzmanlık tercihinde   bulunmamış aile hekimi gerektirmektedir.ama sistem uzmanlığı şu an teşvik ediyor.yaklaşık 79 bin uzman 24 bin pratisyen hekim var yani korkunç bir tablo bunun tersine çevrilmesini istemeyen çevreler ise malumunuz.(yök ,ttb gibi)dolayısıyle bu açık ancak özel sektör ve işyeri hekimlerinden karşılanacak.Ben ayrıca poliklinik ve tıp merkezlerinin durumunu gelecekte hiç iyi görmüyorum

Oyla!
(0 oy)

27.3.2007 21:01:58

Ne işe yarar işyeri hekimliği ?

hekimce (49)

İşyeri hekimliği hakkında tek bildiğim TTB tarafından kurs düzenlendiği ve kursun pahalı olduğu Ve her isteyenin alamdığıdır... vs

Başka bir şey bilmiyorum bu konuda.

Oyla!
(0 oy)

6.11.2007 14:05:06

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az-1

DrKara (58)

Öncelikle iş yeri hekimliği hakkında hiç bilgisi olmayanlar forumda neden ahkam keserler anlamıyorum.

TTB bizim meslek örgütümüzdür yöneticileri değişir örgüt kalır.Dolayısıyla talepleri mesleki haklarımızın bizim menfaatlerimizin halk sağlığının korunmasıdır.Kişiler değişebileceği ama bizler üyesi olarak kalacağımız için talepleri yöneticiler için değil bizim içindir.

İş yeri hekimliği sertifikasyonu özelliği olan bir dal olduğu için yapılmaktadır.Her isteyen  açılan kurslara katılabilir.Katılım şartları ve iş yeri bulunduğunda sözleşme onay şartları herkes için eşittir.Bu haklar bakanlığa devredilerek kendi siyasi görüşleriniz çerçevesinde yararlanamadığınız içinmi kızgınsınız yoksa.

iş yeri hekiminin asli görevi hasta bakmak değil işçi sağlığını korumak ve iş güvenliğini sağlamaktır.112 acil hekimleri bu görevleri yapamaz.

Ülkedeki 50 den fazla işçi çalıştıran yerlerin sayısını ve 1000 den fazla işçi çalıştıran yerlerin sayısını bi zahmet araştırın 1000 olursa kaç iş yeri hekimine ihtiyaç kalır ondan sonra konuşun.İş yeri hekimliğinden faydalanan işçi ve hekimlere ne olacağınıda siz söyleyiverin bi zahmet.

Oyla!
(0 oy)

6.11.2007 14:10:12

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az-2

DrKara (58)

 TTB iş yeri hekimleri için onayladığı sözleşmelerde aylık net ücret üzerinden anlaşır.Vergi dilimi sağlık primi nedeniyle ücretleriniz aydan aya erimez.Bakanlığın aile hekimleriyle yaptığı aydan aya eriyen ücretlere sahip sözleşmeler yapamadığı iş güvencesini sağladığı içinmi düşmansınız meslek örgütünüze.Sahi TTB bizim meslek örgütümüz olduğuna göre siz hekim değilmisiniz.Hekimseniz birazda zamanınızı meslek örgütünüz için harcasanız.Laf değil iş yapsanız...

Oyla!
(0 oy)

6.11.2007 16:59:38

TTB BİR DOKTOR OLARAK BENİM DEĞİLDE KİMİN MESLEK ÖRGÜTÜ BİLMİYORUM

arslan (25)

Ttb bir doktor olarak benim meslek örgütüm hiç olmadı.Açıkca söyleyeyim bir kaç genel kuruluna da katıldım .Ordan bir hayır çıkacağı yok.Ben kendime başka seçenekler arıyorum.Sana da tavsiyem pek vaktini öldürme.

Oyla!
(0 oy)

6.11.2007 20:15:29

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az-4

DrKara (58)

           Hükümetler her hekimin mezun olduğunda doğal üyesi olduğu TTB yi etkisiz kılmak için kendi isteği ile üyeliği getirmişlerdir.Yeni doğmuş bir bebeğin nüfus cüzdanında anne yazan yeri boş bırakma hakkı vermişlerdir.Nüfusunuza adı yazılmasada annenizin kim olduğu gerçeği değişirmiki.

          Ya annenizin kokusunu hissederek sımsıkı sarılıp güvende hissedeceksiniz kendinizi yada annenizi reddedip üvey anne kucağına atılacak suni meme ile avunacaksınız.

          Böl parçala ve yönet

         Dünyanın en eski tuzaklarındandır.Ne acıki her geçen gün dahada çok başarıyorlar bunu...

         

Oyla!
(0 oy)

19.1.2009 21:46:48

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

drcem (8)

buna gülmekten başka birşey yapamıyorum.siz nerde yaşıyorsunuz arkadaşım..ne annesi..ttb ne zamandır öyle bakmış dr.larına..kendi adamlarını kayırmak..kendi adamlarına işyeri bulmak..kendi adamlarını işyerlerinde gözetmek..kendi arkadaşları yasak olduğu halde 4-5 işyeri varken buna gözyummak..biz neler neler görüyoruz siz annelikten bahsediyosunuz..işyeri hekimlii sınavını zorlaştırıp ciddi gibi agılanmasına neden olurken icraatte değişen hiçbirşey olmadığını görüyoruz nedense..ha bir de tarafsız ve tüm hekimlerin dr.u gibi gözükürken nedense hep aynı görüşte insanlardan oluşan bir grup yönetici var odalarda..artık yeni nesil dr.lar hangi görüşten olurlarsa olsunlar bu hikayelere gülüp geçiyorlar benim gibi..zaten üvey biranne diyebilirdik ki onun da içinde anne kelimesi geçtiği için daha masum kalıyor..ttb düzgün bir şekilde siyasi düşünce taraf tutma gibi bir yönetim izlemeseydi şimdi haklarımız bu şekilde bize dikte ettirilerek çiğneniyor olmazdı.ne yazık bizi temsil edenlere ne yazık..

Oyla!
(0 oy)

22.1.2009 01:48:09

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

DrKara (58)
drcem demiş ki;

buna gülmekten başka birşey yapamıyorum.siz nerde yaşıyorsunuz arkadaşım..ne annesi..ttb ne zamandır öyle bakmış dr.larına..kendi adamlarını kayırmak..kendi adamlarına işyeri bulmak..kendi adamlarını işyerlerinde gözetmek..kendi arkadaşları yasak olduğu halde 4-5 işyeri varken buna gözyummak..biz neler neler görüyoruz siz annelikten bahsediyosunuz..işyeri hekimlii sınavını zorlaştırıp ciddi gibi agılanmasına neden olurken icraatte değişen hiçbirşey olmadığını görüyoruz nedense..ha bir de tarafsız ve tüm hekimlerin dr.u gibi gözükürken nedense hep aynı görüşte insanlardan oluşan bir grup yönetici var odalarda..artık yeni nesil dr.lar hangi görüşten olurlarsa olsunlar bu hikayelere gülüp geçiyorlar benim gibi..zaten üvey biranne diyebilirdik ki onun da içinde anne kelimesi geçtiği için daha masum kalıyor..ttb düzgün bir şekilde siyasi düşünce taraf tutma gibi bir yönetim izlemeseydi şimdi haklarımız bu şekilde bize dikte ettirilerek çiğneniyor olmazdı.ne yazık bizi temsil edenlere ne yazık..

         Arkadaşım canın sıkıldı uğraşacak adam  arıyorsun sanırım.

         TTB beğensende beğenmesende bizim meslek örgütümüz.Beğenmiyorsan gelir aktif çalışırsın,düzeltirsin.İlimdeki TTB çalışmalarının çok uzun süreli olarak içinde bulunmamışta olsam hep yakından takip ettim.Senin dediğin bu şehir efsanelerinin hiç birini ne yazıkki göremedim.Çamur at izi kalsın mantığıyla bu işler olumuyor ne yazıkki.

         Senin mantığınla hükümetteki siyasi partiyi beğenmeyenin bu ülke hakkında ileri geri konuşma hakkı olur.Olurmu böyle şey.Beğenmiyorsan gelir çalışır düzeltirsin.

         TTB yönetimleri seçimle gelir.Hekimlerin çoğunun oylarıyla seçilirler.Seçilemediğin içinmi bu öfken.


Bu mesaj, DrKara tarafından, 22.01.2009 02:15:34 itibariyle düzenlenmiştir.
Oyla!
(0 oy)

22.1.2009 12:40:20

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

drcem (8)

hala aynı mantık hala aynı mantık..size 5 işyeri olan hekim arkadaşları göstereyim..bundan dolayı birbirlerini yiyen diğer arkadaşları da..şehir efsanesi değil sizin anlayacağınız..gerçek..herkesin gözü önünde olan gerçek..ayrıca ben ttb ile ilgili bir toplantıda aynı şeyi yetersizliklerini eleştiren bir arkadaşa cevap veren sayın ttb yöneticisi arkadaşın söylediklerinden yola çıkarak yazdım bunları..o toplantıda ne adaydım ne de bir seçim ortamı vardı..zamanı olmadığından hem işyeri hem devlet sektöründen anca kalan bir saatini ttb ye ayırdığını söyleyen sayın yöneticiye arkadaş o zaman bırakın zamanı olanlar ilgilensin,hem zamanınız yok hem aday oluyorsunuz dediğinde verecek cevabı olmadı sayın yöneticicnin..bunları kafamızdan uydurmuyoruz sevgili meslektaşım..ne yardan ne serden vazgeçemeyen arkadaşları gözümüzle görüyoruz kulağımızla iştiyoruz..bir yerde bu kadar eleştiri varsa dönüp kendilerine bakmasını bilmeyen belli mevkileri iyi çalışacaklara bırakmayan arkadaşlara sözümüz..benim birşeyden gocunmamaı gerektiren bir sebep yok ama nedense siz özellikle tepkilisiniz:):)

Oyla!
(0 oy)

24.1.2009 14:12:49

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

DrKara (58)

Evet hala ayni mantık genç meslektaşım.Israrlada ayni mantık devam edecek 22 yıldır devam ettiği gibi...

TTB BİZİM MESLEK ÖRGÜTÜMÜZDÜR.

Meslek örgütümüzdeki başkanımız dahil olmak üzere en alttaki birim temsilcilerine kadar herkesi eleştirme hakkına saygı duyarım.Ve inan bana bu eleştireleri bende sık sık yapıyorum.Örneğin rahmetli füsün hocadan sonra gelen bu başkanımızı sevmiyorum,sevemedimde.Ama bu meslek örgütümüzü kötülemek için TTB ye tu kaa demek için bir sebep değildir.

Beğenmiyorsak çalışalım aday olalım oy veren meslektaşlarımızı ikna edelim zamanımızı enerjimizi harcıyalım aksak gördüğümüz şeyleri yanlışlarımızı düzeltelim.Ama TTB yi kötülemeyelim.

Benim ilimde iş yeri hekimi yerleştirme kriterleri senelerce şunlardı...

1-çalıştığı iş sayısı(en azişte çalışan en önde olurdu)

2-sertifika alış tarihi(en eski sertifika alan önde olurdu)

3-Odaya üye oluş tarihi(en eski üye önde olurdu)

Bu kriterlerden oluşmuş puanlamayla en çok puanı alan 3 üye iş yerine bildirilirdi.İş yeride bunlardan biriyle anlaşırdı.Anlaşamazsa neden anlaşamadığını haklı gerekçelerle izah edebilirse ikinci 3 kişi bildirilirdi.Prensipli olmanın yada kurallar koymanın nesi yanlış şimdi.Adaletsizlik nerde..

Ben sertifikamı aldıktan tam 7 sene sonra iş yeri hekimliği anlaşması yapabildim.

Ama son zamanlarda senin gibi genç yada benim siyasi çevrem fazla nasılsa iş yerini ben kaparım diye düşünen arkadaşlarımızın baskısıyla (çoğunluğun sesi  ) odamız bu kuralları kaldırıp sadece iş yeri sayısına bakmaya başlamıştı.

Kaosta işte o zaman başladı.

Düşük sözleşme ücretleriyle hekimler bir birini yedi.

İşimize gelmeyen her kuralda lütfen meslek örgütümüzü kötülüyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmayalım.Meslek örgütü dediğimiz biziz.O zaman biz kötüyüz derim ben.

Kendinize bir sorun bakalım 

Eczacılar odası tüm eczacılar adına toplu sözleşme imzalarken.Hükümetin çabasına rağmen bireysel sözleşmeye yanaşmazken.

Biz hekimler neden bakanlıkla tek tek sözleşme imzalıyoruz...

Eczacılar birliğini muhatap kabul eden sağlık bakanlığı neden TTB yi muhatap kabul etmiyor.

Neden bizlerle toplu sözleşme yerine bireysel sözleşme imzalıyor.Neden...

Nedenini ben söyliyeyim.Eczacılar meslek örgütlerine sahip çıkıyorlar.Meslek örgütlerini biz hekimler gibi yalnız bırakmıyorlar.Meslek örgütü yürüyelim derse yürüyorlar,kapatalım derse kapatıyorlar,sözleşmeyi feshediyoruz derse hepsi feshediyor.Ve bu gün olduğu gibi istediklerini paşa paşa alıyorlar.

Ayda ortalaması 42 tl olan 20 milyon reçetenin kavgasıydı bu.22500 eczacıya (mal fazlası denen hesaba katılmayan ilaçlar hariç ,mal fazlaları neden kar hesabına katılmaz bunuda anlayabilmiş değilimya neyse)  kaç para kazanç düşüyor.Bi düşünün bakalım.%15 kar marjı koyarsanız 5600 yapıyor.

Siz kişi başı 1 lira alıp hekimlik yaparken bu içinize siniyormu acaba ...

Buna da şükür diyeceğim gerçi ya buda şimdi yeni oldu ....

Ve siz hala meslek örgütümüzü kötülüyorsunuz.Bizi yanlızlaştırmak,kimsesiz bırakmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.

Ve yine sakın bana bakanlığın desteklediği üye sayısını arttırmak için uğraştığı ve eski sağlık müdürlüğü çalışanlarının illerde kuruluşuna öncülük ettiği aile hekimleri derneklerini alternatif olarak sunmayın.

Bu sadece böl parçala yönet taktiğidir.TTB yi ele geçiremiyorsan alternatif dernekler kurar üyeleri parçalarsın.Helede bu dernekleri sen kurup yönetiminide sen elinde bulunduruyorsan.Deme keyfine...

Unutmayınki ne eczacıların ne mühendislerin ne öğretmenlerin ne avukatların alternatif dernekleri var.

Sadece hekimlerde bu var.Israrlada teşvik ediliyor.

Neden acaba.....

 


Bu mesaj, DrKara tarafından, 24.01.2009 14:24:14 itibariyle düzenlenmiştir.

Bu mesaj, DrKara tarafından, 24.01.2009 14:46:54 itibariyle düzenlenmiştir.
Oyla!
(0 oy)

26.4.2009 16:41:21

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

Aksoydan (2)

Dr.Kara çok teşekkür ederim. Hislerime tercüman oldunuz. Sağlık bakanı olan eczacılar odalarına bu kadar güzel çalışma imkanı verdikleri için çok şanslı eczacı kardeşlerimiz. Bizi de Odamızı da düşünen Sağlık bakanları çıkacaktır ama aramızdan çıkarmı onu bilemiyorum. şu ana kadar kendimize pek hayrımız olamadı. kastım budur. Saygılarımla.

 

Oyla!
(0 oy)

26.4.2009 18:30:53

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

DrKara (58)
Aksoydan demiş ki;

Dr.Kara çok teşekkür ederim. Hislerime tercüman oldunuz. Sağlık bakanı olan eczacılar odalarına bu kadar güzel çalışma imkanı verdikleri için çok şanslı eczacı kardeşlerimiz. Bizi de Odamızı da düşünen Sağlık bakanları çıkacaktır ama aramızdan çıkarmı onu bilemiyorum. şu ana kadar kendimize pek hayrımız olamadı. kastım budur. Saygılarımla.

 

         Sayın Aksoydan zaman zaman kendimi Cervantes'in Don Kişot'u gibi hissediyordum.Yalnız olmadığımı gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

Oyla!
(0 oy)

23.11.2009 20:41:14

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

drmete (2)

 

İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin diyen birisi:

1.Gırtlağına kadar kapitalist bir işveren olabilir. Bu ifadeyi yazanın insan ve insan sağlığı kesinlikle umrumda değildir.

2.ILO denen örgütten haberi olmayan bir cahil de olabilir bunu yazan. ILO kararlarını kabul eden Türkiye'de bu kararlar iç hukuka yansır.Bunu bilmeyen en hafif deyimle cahildir.1000'nin altında işçi çalıştıran işyerinde  hekimi olmasın demek ILO kararlarına aykırıdır. Bırakın ILO'yu şu anda iktidarda olan ve işvereni işçiye tercih edenler bile yukarıdaki ifadeyi yazandan daha insancıldırlar.

3.İşyeri hekimliği aslında bir uzmanlık dalıdır. Aile hekimliği ile herhangi bir benzerliği yoktur.

4."Kaza olunca 112'i çağırsınlar" bu iğrenç bir cümledir.

5.Tüm bunları yazan inşallah doktor değildir.

6.Yukarıdaki ifadeleri yazan eğer doktorsa bu kişinin hayatta tek önemsediği para olmalıdır.Yoksa bu tür şeyler yazamazdı.

Bu kadar cevap bile fazla bu cahile.

 

 

 

 

 

 

Oyla!
(0 oy)

23.11.2009 21:01:01

Yanıt: İşyerinde hekim çalıştırmak için çalışan alt sınırı 1000'e çekilsin

drmete (2)

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN AŞAĞIDAKİ YAZIYI OKUYUN:

TTB'nin, işyeri hekimlerinin emeğinin değerini belirleme yetkisi sürüyor mu? E-posta

İş Kanunu'nda zorunluluk, çalışma yaşamında bir gereklilik halini alan, işveren ve vekillerinin ise uygulamada zaman zaman tereddüte düştüğü bir konu var: 'İşyeri Hekimliği'.

İşyeri hekimi istihdam etmek kimler için bir zorunluluk, kimler için bir tercih? Hangi kurumların, hangi noktalarda sorumluluğu var? İşverenler için bilinmezlik yaratan, işyeri hekimlerine ödenmesi gereken ücretler konusunda son durum ne?

Dr. Özcan BaripoğluTürk Tabipleri Birliği'nin (TTB) bu konudaki ağırlığı ve etkisi zaman zaman tepki çekmişti. Uzun yıllardır devam eden Türk Tabipler Birliği'nin işyeri hekimlerinin ücreti konusundaki belirleyici rolü, 2003 yılında çıkarılmış olan "İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" ile etkisini kaybetmeye başladı.

Fakat halen, TTB'nin işyeri hekimliği asgari ücret tarifesini belirleme yetkisinin olup olmadığı tartışılmaktadır.

Bu ve benzer pek çok konuya  netlik kazandıracak bir konuğumuz var bu hafta; Dr. Özcan Baripoğlu. Kendisi, tıp doktoru ve Halk Sağlığı Bilim Doktoru. Halen özel bir şirkette işyeri hekimi olarak görev yapıyor. Aynı zamanda gerek Türk Tabipleri Birliği (TTB), gerekse İstanbul Tabip Odası'nda işyeri hekimleri ile çalışanlara yönelik olarak düzenlenen "iş sağlığı ve güvenliği" eğitim programlarında uzun yıllardır eğitmenlik ve danışmanlık da yapıyor.

Kısaca, görev aldığı noktalar itibariyle görüş açısı oldukça geniş bir kişi Özcan Baripoğlu.

İş hayatında çalışanları ne tür riskler bekliyor? Bu konuda kime, ne tür görevler düşüyor?

Her sabah yaklaşık 21 milyon kişi, sabah erken saatlerde evlerinden çıkıyor ve akşam yine evlerine dönmek üzere bir hayatın içine atılıyorlar. Bu hayat 'iş hayatı'.

İstihdam edilen yaklaşık 21 milyonluk bir nüfus var ve bu kişiler kaba tabiriyle sabah altıdan, akşam altıya kadar, yaklaşık oniki saatlerini, çalışma hayatına ilişkin bir faaliyetin içinde geçiriyorlar. İnsan ömrünün yarısının geçtiği bu alan, çok masum bir alan değil. Bir çok kimyasal, bir çok fiziksel etken, bir çok ergonomik, yani kas-iskelet sistemini zorlayan faktör var. Tabii bir çok da sosyal, hatta siyasal faktör. Bütün gün boyunca, bu faktörlerden etkilenen kişiden söz ediyoruz. Ve bu insanın başlangıçta bu faktörlerle baş edebilmesi daha kolayken, zaman içinde baş edebilme kapasitesinin azalması çok olası.

İşyeri hekiminin görevleri

O zaman, bu insanların çalışma hayatları boyunca, herhangi bir iş kazasına maruz kalmadan, herhangi bir mesleki hastalık etmeni ile karşılaşmadan, biraz önce bahsettim herhangi bir olumsuz faktörden etkilenmeden yaşamını idame ettirebilmeleri çok önemli.

İşte, işyeri hekimliği dediğimiz, iş sağlığı ve iş güvenliği disiplininin, iş sağlığı tarafı ile daha fazla yoğunlaşan tıp doktorlarının işleri burada başlıyor.

İşyeri hekimleri olarak görevlerimizi ve bunları yerine getirirken amaçlarımızı şöyle özetleyebiliriz:

- İş kazaları olmasın, bunları önleyelim. Olduysa da, bu insanların sağlıklarının kötüye gitmesine sebebiyet verecek süreci erkenden keselim. Acil yaklaşım gösterelim, sonrasında rehabilite edelim.

- Çalışanlar, meslek hastalığı adını verdiğimiz geniş bir hastalık tablosu ile etkileşmeden hayatlarını sürdürsünler.

- Gerek iş kazası, gerek meslek hastalığının dışında kalan sağlık problemleri ile ilgili olarak bu kişilerin sağlığını izleyelim, geliştirelim.

"Önlemek daha pahalı olursa, önlemeyecek miyiz?"

Bu noktada, bugüne kadarki ezberlerimizi gözden geçirmekte fayda var. Eskiden, iş sağlığı ve güvenliği problemlerine, kasko sigortası mantığı ile yaklaşılmaktaydı. Bir şey olmaz, olursa da belli bir takım maliyetleri karşılayarak bunları giderebiliriz.

Mevzuatın kendi içerisindeki sıkıntılar da buna biraz yardımcı oluyordu ama şimdi yaklaşım başka bir yöne doğru kayıyor. O da şu; 'İş sağlığı ve güvenliğine önem verelim. Önleyici bir takım yaklaşımlar geliştirelim. Çünkü önlemek daha ucuz'. Peki, önlemek daha pahalı olsaydı, bir şey yapmayacak mıydınız? Bazen önlemek, gerçekten daha pahalı olabilir. O zaman önlemeyecek miyiz?

İş kazası; işveren tasarrufu altında yapılan işler, faaliyetler, etkinlikler sırasında meydana gelen kazadır. Bunu yasalar başka, yönetmelikler başka türlü söyleyebilir. Değerli uzmanlar çok farklı tanımlar kullanabilirler.

İş kazası, bir yönetim terörü müdür?

Literatürü karıştırdığınız zaman, görüyorsunuz ki, bazı uzmanlar da şöyle diyor:

'İş kazası bir yönetim hatasıdır.'

Hatta daha da ileri gidenler, 'İş kazası bir yönetim terörüdür' şeklinde olaya yaklaşıyorlar.

Sizin yaklaşımınız da, iş kazasının bir yönetim terörü olduğu yönünde mi?

Benim yaklaşımım, henüz 'İş kazası bir yönetim hatasıdır' noktasında, yönetim terörüne kadar gitmiyorum daha. Neden?

Bir kişi yaralanmış, diyelim. Görünen şey bu. Neden analizi yaparak biraz kökene indiğinizde, orada idari, yönetsel bir takım hatalar, teknik bir takım problemler olduğunu görürsünüz. Şöyle bir yaklaşım ise, hepimizi rahatlatabilir: 'Dikkatsizlik..'

İş kazalarının yüzde 65-70'inin nedeni 'dikkatsizlik'tir. Peki o zaman dikkatli çalışanlar bulalım. Nasıl bulacağız?

Böyle bir şey mümkün değil. Dikkat, çok soyut bir şey. Elle tutulmaz, gözle görülmez. Sonuçta kişinin kendi içinde değerlendirebileceği bir şey. Yalnız şöyle bir tarafı da var. Siz eğer işletmede gerek teknik, gerek idari, gerekse sosyal anlamda bir takım önlem paketlerini, iş kazaları olmasın, diye bir takım projeleri hayata geçirirseniz, bunlarla insanları eğitirsiniz, psikomotor ve sosyal becerilerini geliştirirsiniz, böylece dikkat denilen özellik de gelişebilir. Dolayısıyla, iş kazalarının önlemenin altında yatan en önemli iradi güç, yönetimdir. Bunu çalışana atfederek, sadece kendimizi rahatlatabiliriz.

İşyeri hekimi istihdamı, kimler için bir zorunluluk?

Bu noktada işyeri hekimlerinin rolü çok önemli olsa gerek. İşyeri hekimi bulundurma zorunluluğu hakkında bilgi verir misiniz?

İş Kanunu'nda bu konu çok net olarak belirlenmiş. 50'den fazla sigortalı çalıştıran her işyerinin, bir işyeri hekimi istihdam etme mecburiyeti vardır. Bu konunun yasada yer alması, çok eskilere dayanır. 1930'lu yıllardaki Hıfzısıhha Kanunu'nda da bu zorunluluk yer alıyordu.

İşyeri hekiminin istihdamı, işverenleri korkutan bir durum olarak görülüyor. Neden?

İstanbul Tabip Odası'nda Yönetim Kurulu üyeliği yaptığım dönemde, işveren ve işveren vekilleri ile bu anlamda çok muhatap oldum açıkçası. Bakış açıları, kendi içlerinde değişiyor. Şöyle ki; işyeri hekimliği noktasına çok odaklanılmasa bile, iş sağlığı ve güvenliğinin işletmelerde bir yönetim fonksiyonu olduğu, artık giderek daha fazla kabul ediliyor. Dolayısıyla işyeri hekimi, burada anahtar bir eleman.

Yasada bir takım yumuşamalar getirildi sanırız. Aynı işyeri hekimini birkaç işletmenin paylaşması, sanayi bölgelerinde daha farklı bir uygulamanın yapılması gibi… Bunlar da çok rahatlatıcı ve daha amaca yönelik yaklaşımlar gibi görünüyor.

Evet. Şöyle deniyor: '50'den fazla işçi çalıştıran her işletme, işyeri hekimi istihdam etmek mecburiyetindedir. Eğer, 50'den az sigortalı çalıştırıyorsanız, bir araya gelerek ortak bir sağlık birimi kurabilirsiniz. Burada keyfiyete bırakıyor. 50'den fazla ise, mecburiyet, 50'den az ise bir keyfiyet olarak tarif ediyor.

Küçük sanayi bölgelerinde tercih edilen yöntemlerden biri de budur. Çok sayıda işletme bir araya gelir, çalıştırdıkları insan bazında belki bir ortak bütçe oluşturarak, iş sağlığı ve güvenliğinin yürütülmesi için birimler oluşturabilir, bu yolla işyeri hekiminin istihdamını da sağlayabilirler. Bunun örnekleri, İstanbul'da ve birçok sanayi bölgesinde var. Olması gereken de çok yer var aslında. Çünkü, iş sağlığı ve güvenliği sorunlarının en fazla yaşandığı yerler, 50'den daha az içinin çalıştığı işyerleridir. Küçük işletmelere doğru gidildikçe de iş kazaları daha fazla artar.

İşçi sayısı çoğaldıkça, işletmenin mali ve sermaye yapısı daha güçlü olduğu için, bu gibi faaliyetlere kaynak ayırma olasılığı yükselir. Ama küçük işletmelerde bu anlamda sıkıntılar yaşanır. Avrupa'nın bütün ülkelerinde de durum böyledir. KOBİ'lerin sıkıntılarına yönelik devlet destekli projeler vs. düzenlenir.

KOBİ'lere ortak sağlık birimi öneriliyor

Türkiye'de iş kazalarının yaklaşık yüzde 70'i, 50'nin altında işçinin çalıştığı işyerlerinde meydana gelir. Çünkü organize değildir, bilgi yoktur, bilginin kullanımı yoktur, uzman ve hekim çalıştırmaz, çalıştıramaz da, küçük işletmelerdir çünkü. Buna kapasitesi yetmez. İşte buralarda, bir araya gelin ve sorunu beraberce çözün mantığından hareketle, ortak sağlık birimleri önerilmektedir. İyi örnekler de var, açıkçası kötü örnekler de var. Yaşayarak görüyoruz.

İşyeri hekimliği konusunda Türk Tabipleri Birliği'nin rolü nedir? Geçmiş dönemlerde, işyeri hekimliğinin ücret tarifesini Tabipler Birliği belirlerdi ama sanırız daha sonra bu zorunluluk ortadan kalktı.

Türk Tabipleri Birliği, işyeri hekimlerine destek sağlayan, onları besleyen, neredeyse yegane kaynaktır.

İşyeri hekimliği yaklaşımı, TTB tarafından oluşturuldu

1980 yılında 'İşyeri Hekimlerinin Görev ve Yetkileri' yönetmeliği çıktı. Orada, sertifikalı hekim istihdam etme mecburiyetinden bahsedilir. Yetkili bir yerden alınmış sertifika mecburiyeti getirilmiştir. 1988'e kadar, bu yetkili kurum kim, bu sertifika nereden alınacak belli değildi. O sene toplanan Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongresi'nde, rahmetle andığımız, o günlerde başkanlığı yürütmekte olan hocamız Nusret Fişek ve ekibi dedi ki:

'Biz aynı zamanda hekimlerin mezuniyet sonrası eğitiminden sorumlu muyuz? Evet. Böyle bir görev, yasal olarak da tarif edilmiş midir? Evet. O zaman bu sertifikayı biz veririz.'

O tarihten bugüne kadar da yaklaşık 30 bin hekim, Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenen işyeri hekimliği kurslarından geçerek sertifika sahibi olmuştur.

Türk Tabipleri Birliği ve hekimler, kendileri dışında herhangi bir toplumsal gruba ya da devlete, tek kuruş maliyet çıkarmadan, paralarını kendileri yatırarak, salonlarını kendileri sağlayarak, hocalarını kendileri oluşturarak bir eğitim projesini başlatmış ve halen sürdürmektedirler. Bugün bu çalışma üniversitelerle yapılan protokol çerçevesinde hem üniversite hem de uzmanlık dernekleriyle işbirliği halinde sürdürülmektedir.

Türkiye'nin sanayiye ya da iş sağlığı ve güvenliği alanına uzmanlık bilgisi ve becerisini sunan  işyeri hekimliği yaklaşımı, gururla söylüyorum, Türk Tabipleri Birliği tarafından oluşturulmuştur.

İşyeri hekimi, hakkında hukuki düzenleme olan tek çalışandır

İşletmelerde, belki de kendisi hakkında özel bir hukuki düzenleme olan tek eleman, işyeri hekimidir. Çünkü yasa koyucu, bir anlamda kendi mesleki örgütü kanalıyla işyeri hekimine kamusal bir görev yüklemiştir. 'Sen işletmede bu işi yaparken, aynı zamanda kamu sağlığını koruyup kollama yükümlülüğünü de yerine getiriyorsun. Ne işçinin adamısın, ne de işverenin. Ortada, tarafsız, bağımsız olan bir uzmansın. İşin de bu. Hukuksal düzenlemen de bu denilmektedir.

Eskiden, Türk Tabipleri Birliği'nin elinde, yasasından kaynaklanan bir hak vardı. O da, sağlık hizmetlerindeki asgari ücreti belirleme yetkisiydi. Örneğin, bir akciğer filmi çektireceksiniz. Bunun en az ne kadardan çektirileceği belirlenmiş, listelenmiştir.

İşyeri hekiminin ücreti de, bu felsefeden yola çıkarak, işçi sayısına göre dilimlendirilerek, 50 kişiye kadar çalışanın bulunduğu bir şirkette, hekim şu kadar saat çalışacak, şu kadar ücret alacak. 50 ile 100 arasında şu kadar saat, şu kadar ücret, tam gün çalışınca da şu kadar ücret vs. Böyle bir dilimleme çerçevesinde, bir referans değer oluşturuluyor. Aynı zamanda da birçok işletme tarafından uygulanan, kriter alınan bir ölçüttür bu.

Son dönemlerde, Türk Tabipleri Birliği yasasında bir değişiklik yapıldı. Ve ücret belirleme işini biraz önce sözünü ettiğim referans ücretler, yani alt sınırın belirlenmesi olarak değil de, kriter alınması gereken rehber ücretler sistemine oturttu. İşverenler, açıkçası bunu bulunmaz bir nimet sayarak, bu çerçevede 'Türk Tabipleri Birliği'nin işyeri hekimlerinin ücretini belirleme yetkisi ortadan kalkmıştır' şeklinde bir yorumlama ile bütün işyerlerine sirküler gönderdiler. Bizim hukukçularımız ise, aynı fikirde değiller; ücretin rehber olarak belirlenmesinin bütünüyle bir serbesti yaratmadığını, hekim emeğinin değerinin belirlenmesine ilişkin yetkinin devam ettiğini savunuyorlar.

Ayrıca, burada vurgulamak gerekir ki, meslek kuruluşu olup da üyelerinin emeğinin değerine ilişkin alt sınırı belirlemeyen kuruluş yok. Türk Tabipleri Birliği'nin de hekim emeğinin değerini belirleme yetkisinin devam ettiği fikri daha akla yakın geliyor.

İşverenin kaynak tahsis etmesi, uzman çalıştırması gerekir

Meslek hastalıklarıyla ilgili olarak, işyeri hekiminin görevleri nelerdir?

İş kazaları elle tutulur, gözle görülür, kanlı-canlı tablolardır. Meslek hastalıkları ise, öyle değil. Sinsi gelişir. Bir kimyasalla uğraşan, bir kimyasalla etkileşim halinde olan çalışanın o kimyasaldan nasıl etkilendiğini, bu etkileşimi kolaylaştıran faktörleri vs.yi ayırt etmeden, meslek hastalıkları sürecini izlemek mümkün değildir. İşyeri hekiminin görevi burada başlar.

1-    Personeli işe alırken, bu kişinin sağlığı, yapacağı işe uygun mudur?, diye kontrol etmek.

2-    Diyelim ki uygun ve kişi işe başladı. Çalışma süresi boyunca periyodik muayeneler sonucunda, gerek bir takım sorgulamalar, gerekse çalışılan yerin analizi ile çalışanın, işin ve işyerinin özelliğine ilişkin faktörlerden etkilenip etkilenmediğinin tespiti ve takibi çok önemlidir. Böylece hem çalışanı, hem de işvereni korursunuz.

Bu süreçteki bir atlama, kişide meslek hastalığı olarak tezahür ederse, işveren burada bir tazmin ilişkisi ile karşı karşıya kalır. Bu nedenle meslek hastalığının izlenmesi, aslına bakarsanız iş kazalarından daha titiz ve daha görünmeyen noktalara odaklanarak yürütülmesi gereken bir faaliyettir.

İşletmelerde herkes iş kazalarına odaklanır, meslek hastalıkları üvey evlat muamelesi görür açıkçası. En önemli yanılgılardan biri budur. Meslek hastalıkları sinsi gelişirler, uzun döneme yayılırlar. Dolayısıyla izleme prosedürleri son derece tıbbi, teknik bir prosesi gerektirir. Onun için de birçok araç kullanılması gerekir. O araçların işletmenin içinden ya da istenirse dışarıdan temin edilmesi gerekir ki, kimse bundan mağdur olmasın.

Nasıl izleyeceğiz, nasıl önleyeceğiz, bunların her birinin stratejisi bellidir. Burada işverenin ya da yönetimin bir irade ortaya koyarak bunun için kaynak tahsis etmesi, bunun için uzman çalıştırması, bunun eğitimini vermesi ve bunların her birini bir yönetim faaliyeti, bir yönetim fonksiyonu olarak başta algılaması gerekir. Mesele orada başlar. İşveren bunun ciddiyetini algılıyorsa, ondan sonra adımlar kolaylaşır.


http://www.exelect-turkiye.com/ik-dunyasi/ik-haberleri/ttbnin-isyeri-hekimlerinin-emeginin-degerini-belirleme-yetkisi-suruyor-mu.html

Etiket Ekle
Etiket:

Kullanıcı:
Parola:
Yeni Üyelik Parola Hatırlat

Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle